Gereksiz adamlar ütopyası

Sanmayın ki öyle bir devlet, dünya düzeni falan. Değil ! Çok daha yapılabilir bir deney hayal ediyorum aslında.

Bayramda sevdiğimiz bir akrabamızı ziyaret ettiğimizde ki büyüğümüzdür aynı zamanda çok güzel bir laf duydum ağzından. Gereksiz adamlar ! Evet etrafımız farkettiniz mi bilmiyorum gereksiz adamlarla dolu. Bunların birbirlerine ya da başka birine faydası olmadığı gibi kendilerinede faydaları yok. Öyle çok faydacı bir zihniyetten söz ettiğimden dünyaya harika hizmetlerimi hiç karşılık beklemeden sunduğumdan değil.  Ama bu adamlar hakikaten gereksiz.

maganda

Bu adamları yazsan kitap olur, anlatsan masal olur. Bunların aslında kötü niyetleri yoktur. Zaten o yüzden tehlikelidirler. Tehlikeleri ise kötü niyetli bir insandan daha fazla zarar verebilme potansiyellerinde yatar. Yakınlarına ailelerine gereksiz olmadık hayaller kurduklarından zarar vermeleri yüksek olasılıktır. Bir heyecanla evlenip bir başka kadın için adam için her an boşanabilirler. Heyecanla bir işe girip tembellikten yapmaz ve zarar edebilirler. Daha fecisi bir deliden daha az akıllı olmalarına rağmen bunları çok akıllı  zannedebilirsiniz. Ama sistem bu adamların yükünü, ceremesini çekmek üzere kurulmuştur, işletilmektedir.

Bunların en sevdiği işler patron oldukları, komisyon aldıkları, üç beş kat kar edebilecekleri vur kaç işlerdir. Çaplarına bakmadan binlerce lira borç altına girebilirler. Hatta öyle cinsleri vardır ki evliyken kuma almak için borçlanabilirler.

Bunlar arkadaşınız, akrabanız falan olabilirler. Tembel, işgüzar, üç kağıtçı, dolandırıcıdır bunlar.

İşte benim bu adamlarla ilgili bir ütopyam var. Bunları toplayıp bir adaya koymak. Aynen lost dizisi gibi kameralarla izlesek bu adamları. Doğada ne yaparlar hesabı. Heralde bu adamlar açlıktan susuzluktan ölür giderler.

İşte mesele burada. Sosyal yaşam düzenimiz, sosyalliğimiz bunlara birilerinin sırtında geçinme hakkı, varolabilme şansı veriyor. Sırtımızdan geçinen bu adamlar başımıza açmadık iş bırakmazlar. Üstünede o kadar haklıdırlar ki siz hiç o kadar haklı olamazsınız…

  • Share/Bookmark

admin hakkında

1987'de ilk kez renkli televizyon gördüm. 1989'da ilk kez kaz gördüm. 1996'da ilk defa denizi (akdeniz) gördüm. 2007'de ilk kez İstanbul'u gördüm.
Bu yazı Kategorilenmemiş kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

*
To prove you're a person (not a spam script), type the security word shown in the picture. Click on the picture to hear an audio file of the word.
Click to hear an audio file of the anti-spam word