<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mehmet SOYLU &#187; Sinema</title>
	<atom:link href="http://www.mehmetsoylu.com/category/sinema/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mehmetsoylu.com</link>
	<description>uzun ince bir yoldayım...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 18 Jul 2010 16:04:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>2001: A Space Odyssey ve artık sinema sanattı !</title>
		<link>http://www.mehmetsoylu.com/2001-a-space-odyssey-ve-artik-sinema-sanatti/</link>
		<comments>http://www.mehmetsoylu.com/2001-a-space-odyssey-ve-artik-sinema-sanatti/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Jul 2010 15:58:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[kubrick]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehmetsoylu.com/?p=355</guid>
		<description><![CDATA[Filmin sonu için yönetmen Kubrick &#8220;Eğer sonunu açıklayacak olsaydık bu Leonardo&#8217;nun Monalisa&#8217;nın altına -bu kadının yüzündeki ifade kocasına söylemediği bir kaçamak var ifadedir- diye resmin altına not düşmesi gibi birşey olurdu.&#8221; şeklinde konuştuğu sonu hala açıklanmayan v açıklanamayan filmidir. Sinemanın zaman kavramını kullanırken seyirci anlayıp güleceği, eğleneceği, mutlu ya da kendini zeki sanacağı espriler bulsunda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Filmin sonu için yönetmen Kubrick &#8220;Eğer sonunu açıklayacak olsaydık bu Leonardo&#8217;nun Monalisa&#8217;nın altına -bu kadının yüzündeki ifade kocasına söylemediği bir kaçamak var ifadedir- diye resmin altına not düşmesi gibi birşey olurdu.&#8221; şeklinde konuştuğu sonu hala açıklanmayan v açıklanamayan filmidir.</p>
<p><a href="http://www.mehmetsoylu.com/wp-content/uploads/2010/07/500stanley_kubrick-WinCE.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-357" title="Kubrick" src="http://www.mehmetsoylu.com/wp-content/uploads/2010/07/500stanley_kubrick-WinCE.jpg" alt="" width="240" height="209" /></a></p>
<p>Sinemanın zaman kavramını kullanırken seyirci anlayıp güleceği, eğleneceği, mutlu ya da kendini zeki sanacağı espriler bulsunda bizi takdir etsin kaygısından öte onu sıkarak aslında zamanın önünde ne kadar aciz olduğunu anlayana duygularıyla anlatmıştır. Zira filmin ilk bir kaç dakikası siyah bir ekrandan oluşur. Bu beş dakikalık karanlık sessiz ekran işte insanın yaratılış ve sonu hakkında hala bildikleridir. Yani hiçbirşey. Ama bunun verdiği sıkıntı halide bu bilgisizlikten sıkıntı duymasıdır. İnsan evladı ister ki anlayabileceği argümanlarla basitçe tüm hayat ve kuruluşu kendisine açıklansın. Ama pek bu gerçekten mümkün müdür ? Hele ki zaman karşısında beş dakika bekleyince sıkılacak kadar aciz insan için mümkün müdür ?</p>
<p>Kubrick filminde felsefe, bilim kurgu, sanat, zaman ve aslında hatta din öğelerini kullanmış, insanın yarattığı yapay zekanın, bir bilgisayarın karşısında bile aciz kalabileceğini gözler önüne sermiştir. Hatta yine insanın uydurduğu inançlarla başka insanların hayatlarının değiştiğini hatta son bulduğunu görüyoruz. Daha da ötesi bu inançlar için bir insanın diğerini öldürdüğünü.</p>
<p>Filmi izler ve Kubrick&#8217;in tüm o soğuk yer yer içinizi sıkan havasına dayanırsanız aslında o sıkıntılı hava da aklınızın hazır yemek gibi hızla tüketemeyeceği, karanlık dehlizler bulur ve hayatla karşılaştırdığınızda hayatın senaryosununda bir şekilde başınıza gelenler ve karanlık onlarca noktadan oluştuğunu görürsünüz.</p>
<p>İzlediniz mi filmi ? Peki bir açıklama mı bekliyorsunuz ? Siyah taş ne mi ? Sizce size siyah taşın ne olduğunu, filmin sonunun ne anlama geldiğini söyleseler, siyah taşın temsil ettikleri ve filmin sonunda olanlar hakkındaki belirsizlik film yokken ve varken hayatınızda hep var olacak, düşündüğünüzde canınızı sıkabilecek ve bir film olmayan karanlıklar noktalardan daha mı önemli olacak ? Ya da bu noktaların tümü yok mu olacak ?</p>
<p>İşte bu soruları sordurduğu, sordurabildiği için artık sinema sanat olmuştur. Hayırlara vesile&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehmetsoylu.com/2001-a-space-odyssey-ve-artik-sinema-sanatti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dogtooth : Yunan yönetmenden bir özgürlük yansısı</title>
		<link>http://www.mehmetsoylu.com/dogtooth-yunan-yonetmenden-bir-ozgurluk-yansisi/</link>
		<comments>http://www.mehmetsoylu.com/dogtooth-yunan-yonetmenden-bir-ozgurluk-yansisi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Apr 2010 22:32:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Adam Yapmış]]></category>
		<category><![CDATA[Akıldakiler]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem şüpheleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsi Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[dogtooth]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehmetsoylu.com/?p=351</guid>
		<description><![CDATA[Giorgos Lanthimos filmi Efthymis Filippou ile birlikte maharetle kaleme almış ve Giorgios harika yönetmiş. Yunan yönetmen bize bu filmle günümüz özgürlüğünü sorgulamamız gerektiğini sade bir dille anlatıyor. Filmdeki kafama takılan çelişki ise zaman zaman erotikleşen sahnelerin aslında seslenilmek istendiğini düşündüğüm muhafazakar kesim ile çelişmesi. &#8211;spoiler&#8211; Film bir babayla annenin üç çocuğunu dış dünyaya kapalı bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.mehmetsoylu.com/wp-content/uploads/2010/04/dogtooth.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-353" title="dogtooth" src="http://www.mehmetsoylu.com/wp-content/uploads/2010/04/dogtooth-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a>Giorgos Lanthimos filmi Efthymis Filippou ile birlikte maharetle kaleme almış ve Giorgios harika yönetmiş. Yunan yönetmen bize bu filmle günümüz özgürlüğünü sorgulamamız gerektiğini sade bir dille anlatıyor. Filmdeki kafama takılan çelişki ise zaman zaman erotikleşen sahnelerin aslında seslenilmek istendiğini düşündüğüm muhafazakar kesim ile çelişmesi.</p>
<p>&#8211;spoiler&#8211;</p>
<p>Film bir babayla annenin üç çocuğunu dış dünyaya kapalı bir evde çeşitli hurafelerle büyütmesi üzerine kurulu. Hatta öyle ki çocuklara özgürlüğü çağrıştırabilecek, dış dünyayı merak etmelerine neden olacak kelimeleri bile farklı anlamlarda öğretiyorlar. Eve giren su şişelerinin üzerindeki etiketleri bile söküyorlar.</p>
<p>Güvenlik amacıyla baba ancak arabasıyla dışarı çıkabiliyor ve ev sınırları dışında bir yere basmıyor bile.  Çocuklara ise dışarıda kedi denen çok tehlikeli yaratıklar olduğu, bu kedilerin çocuk beyinleri ile beslendiği söyleniyor. Eve kitap, kaset vb. hiçbir medya girmiyor. Yani düşünsel özgürlükleri de hurafeler, çarpıtmalarla çocuklarından alıyorlar. Onları korumak ya da onlara hakim olmak uğruna.</p>
<p>Gökteki uçaklar ise sanki her an bahçeye düşecek oyuncaklar gibi çocuklara anlatılmış. Zaman zaman bahçeye gizlice bir oyuncak atıyorlar ve çocuklar oyuncağı kapışıyor. Bununlada aslında bilgisiz olunca algılarımızla ne kadar rahat oynanabileceği vurgulanıyor. Hem de sonunda bu yükleme algıları kabul edince ödüllendirilmemiz.</p>
<p>Erotik sahneler ise çocukların doğalarına karşı koyamadığı ve dışardan erkek çocuk için gelen fahişenin olduğu sahneler. Kısıtlanan özgürlükler, similasyon dünyalar bile insanın özüne karşı duramadığını gösteriyor.</p>
<p>Kedi yaratıklara karşı ise havlamayı öğretiyor anne baba. Ve havlarlarsa kedilerin gelmeyeceğini söylüyorlar. Anne ve çocuklar babadan havlama dersleri alıyor. Ve filmin sonunda büyük kız kaybolunca heyecan ve korkuyla kapıdan havlıyorlar. Bu şekilde ise tüm cehaletimiz için de aslında ne kadar komik savunma mekanizmları ürettiğimiz ve özgürlüğümüzü elimizden alanlara karşı ne kadar aciz kaldığımız vurgulanmış. Üstüne komik duruma düşüşümüz.</p>
<p>Filmin sonunda büyük kızın neden dişlerini kırıp arabaya bindiğini ve filmin adının nereden geldiğini merak edenler için ekşi sözlük imdada yetişti. Çocuklara köpekdişleri düştüğü zaman evden çıkabilecekleri anlatılmış. Bu yüzden büyük kız dişlerini kırıp öyle biniyor arabaya. Bu da haliyle özgürlük için fedakarlık alt metnini çağrıştırıyor.</p>
<p>&#8211;spoiler&#8211;</p>
<p>Özetle 8/10 puan verdiğim, vakti zamanı şahane filmdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehmetsoylu.com/dogtooth-yunan-yonetmenden-bir-ozgurluk-yansisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir garip film : A serious man</title>
		<link>http://www.mehmetsoylu.com/bir-garip-film-a-serious-man/</link>
		<comments>http://www.mehmetsoylu.com/bir-garip-film-a-serious-man/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2010 22:22:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıldakiler]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[a serious man]]></category>
		<category><![CDATA[coen brothers]]></category>
		<category><![CDATA[kara mizah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehmetsoylu.com/?p=345</guid>
		<description><![CDATA[Film Coen kardeşler tarafından çekildiği ve diğer filmlerin bir çeşit kolajı olduğu için, sinema da bir akımın yani coen akımının sonuncusu olduğu için önemli bir film. Yine Coen kardeşlerin çektiği Burn after reading filmindeki aniden olan saçma sapan olmasına rağmen  olan şeylere vurgu filmde de var. Diğer Coen filmlerinde de üslup izleri taşıyor. Filmi izleyip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.mehmetsoylu.com/wp-content/uploads/2010/03/15036.jpg"><img class="size-full wp-image-346 alignleft" title="a serious man" src="http://www.mehmetsoylu.com/wp-content/uploads/2010/03/15036.jpg" alt="" width="250" height="250" /></a>Film <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Coen_Kardeşler">Coen kardeşler</a> tarafından çekildiği ve diğer filmlerin bir çeşit kolajı olduğu için, sinema da bir akımın yani coen akımının sonuncusu olduğu için önemli bir film. Yine Coen kardeşlerin çektiği <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Aramızda_Casus_Var">Burn after reading</a> filmindeki aniden olan saçma sapan olmasına rağmen  olan şeylere vurgu filmde de var. Diğer Coen filmlerinde de üslup izleri taşıyor.</p>
<p>Filmi izleyip birşey anlamamanız çok muhtemel. Tabi bunun yönetmen ve senaristçe istendik bir sonuç olduğunu düşünüyorsanız filmi anlamadığınız için aslında anladığınızı biliyorsunuz demek oluyor. Bundan daha iyi bir cümle bulmam zor.</p>
<p>Film içinde geçen bir hikayenin cevabı olmadığı gibi yaşadıklarımız hakkında bir cevap olmayabileceğini söylüyor. Bir anlamda planlar yaparak Tanrı&#8217;yı güldürdüğümüzden bahsediyor, <strong>bir anlamda da aslında doğru soruları sormamız gerektiğini bilmemize rağmen hangi soruları sormamız gerektiğini ancak cevapları alınca anlayabileceğimizi bu yüzden de belki de hayatla ilgili çok fazla soru sormamızı öğütlüyor. </strong></p>
<p>Geçmişle ilgili aslında elinizden birşeyler gelmeyecek olsa da keşke olmasaydı , yapmasaydım dediğiniz şeyler, neden olduğunu merak ettiğiniz şeyler varsa bunlara hala cevaplar arıyor daha ideallerini planlıyorsanız belki de o hayal ettiğiniz kurgular bütün bu olayların yerine gerçekleşse de yine de cevaplar bulamamış olabilirdiniz. Belki bugün olanlara anlam yüklemeye çalıştığınız için bugün olabilecek ve olmasını istediğiniz şeyleri de es geçiyor olabilirsiniz. Bunun dışında dini argümanlarıda her yahudi gibi filme katan kardeşler dininde bugün varolan rolünü sorguluyor. Kabala ya da tevrat ya da diğer herhangi bir kitabın bize bütün cevapları vermeyeceğini, dinin bugün hala varolmasının nedeninin bir anlamda anlam veremediğimiz şeylerin cevabı oluşunu vurguluyor.</p>
<p>Tüm bunların bu cevapsızlığın, bu buhranlı kabullenmişlik halinin sonunda anlattığı hikayeleri sonlandırmadan filmi  çat diye bitirmeleri de bu yüzden. Ve bir şey anlamadıysanız bu sizin suçunuz değil emin olun, yönetmenin ve senaristin yani coen kardeşlerin suçu :)</p>
<p>Filmde geçen bir şarkı. <a href="http://www.youtube.com/watch?v=5Jj3wZVc7nw ">http://www.youtube.com/watch?v=5Jj3wZVc7nw </a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehmetsoylu.com/bir-garip-film-a-serious-man/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>7 kocalı hürmüz faciası</title>
		<link>http://www.mehmetsoylu.com/7-kocali-hurmuz-faciasi/</link>
		<comments>http://www.mehmetsoylu.com/7-kocali-hurmuz-faciasi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Nov 2009 18:46:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehmetsoylu.com/?p=302</guid>
		<description><![CDATA[Bir film düşünün hiçbir derdi olmasın. Hiçbir dertten dem vurmasın. Üstüne üstlük ne de olsa o kadar studyo çekimi yaptık, evciklerler, kıyafetler falan ayarladık bu yüzden senaryoda da kurguya falan pek ihtiyacımız yok desin. Oyunculuklarsa abartılı bir tavır sergileyim derken iyice ele göze bulaştırılsın. Oyuncularda zaten birbiri ile değil filmin konusu filse filin tuttuğu yerleriyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-303" title="Yedi-Kocali-Hurmuz" src="http://www.mehmetsoylu.com/wp-content/uploads/2009/11/Yedi-Kocali-Hurmuz-1-1255032373.jpg" alt="Yedi-Kocali-Hurmuz" width="150" height="220" />Bir film düşünün hiçbir derdi olmasın. Hiçbir dertten dem vurmasın. Üstüne üstlük ne de olsa o kadar studyo çekimi yaptık, evciklerler, kıyafetler falan ayarladık bu yüzden senaryoda da kurguya falan pek ihtiyacımız yok desin. Oyunculuklarsa abartılı bir tavır sergileyim derken iyice ele göze bulaştırılsın. Oyuncularda zaten birbiri ile değil filmin konusu filse filin tuttuğu yerleriyle oynasın dursun. İşte bu film ezel akay&#8217;ın malesef yönettiği yedi kocalı hürmüz oluyor.</p>
<p>Kurgu çok felaket. Senaryoyu sanki bir türlü ezberleyememişler. Senaryonun kendi içindeki kurgusu ise ayrıca vasat. Üç beş usturuklu söz öbeği ile senaryo kotaracağını sanmış senarist. Hiç bir şey anlatamamış, eğlendireyim diyede hem skeç havasından, hem uzun uzadıya acayip muhabbetlerden dem vurmuş. Kıyafet iyi diyeceğimde yahu giydire giydire 3-5 kişiyi giydirmişler filmde. Gerisi çuvalı beline bağlayıp çıkmış.</p>
<p>Bu filmle ilgili en büyük üzüntüm Haluk Bilginer&#8217;de heder edilmiş yazıktır. Adam yetenekli ne istesen yapacak altından kalkacak adamken sen tut uyduruk bir rol ver. Gerçi tüm roller biribirinden uyduruk ya&#8230;</p>
<p>Filmde bir kaç koltuk ötemde oturan velet gülmekten öldü. Şunu çocuk filmi olarak duyursaydınız ya, çocuklar eğlenirdi.</p>
<p>Gitmeyin diyorum. 10 üstünden 3 veriyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehmetsoylu.com/7-kocali-hurmuz-faciasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sinema : 2012</title>
		<link>http://www.mehmetsoylu.com/sinema-2012/</link>
		<comments>http://www.mehmetsoylu.com/sinema-2012/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 23:46:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsi Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[2012 filmi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehmetsoylu.com/?p=292</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Bizi uyarmışlardı&#8221; sloganı ile izleyiciyi çağıran bu film ilk dört çeyreğinde dünyayı resmen başımıza yıktı. Resmen arada üzüldüm. O kadar diyorum. Üstelik dalgınlıkla dublajlısına gitmişim, normalde arada buna üzülürdüm ama bu sefer filmde olanlara üzüldüm. O kadar umutsuzluk veren görüntüler var. Şöyle cesaretiyle, adabıyla, doğru dürüst bir ölüm sahnesi bile yok. Bakmayın amerikan başkanı güya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-293" title="2012 sinema" src="http://www.mehmetsoylu.com/wp-content/uploads/2009/11/2012-WinCE.jpg" alt="2012 sinema" width="214" height="320" /> &#8220;Bizi uyarmışlardı&#8221; sloganı ile izleyiciyi çağıran bu film ilk dört çeyreğinde dünyayı resmen başımıza yıktı. Resmen arada üzüldüm. O kadar diyorum. Üstelik dalgınlıkla dublajlısına gitmişim, normalde arada buna üzülürdüm ama bu sefer filmde olanlara üzüldüm. O kadar umutsuzluk veren görüntüler var. Şöyle cesaretiyle, adabıyla, doğru dürüst bir ölüm sahnesi bile yok. Bakmayın amerikan başkanı güya ölüyor ama o da neden çekiliş yapmadım diye. Bir de şu parayı veren düdüğü çalar mevzusu hiç gerçekçi değil. Bir de hayvanları falan yüklemek heralde bayağı bir hayal ürünü olsa gerek. Koca koca davinci&#8217;nin, rembrandt&#8217;ın eserini paket edip onlarca kilo taşıyacaklarına bir iki yüksek iq adam alsalar çok daha iyiymiş. Dahası o çantasına kitap dolduran amcam amazon reader cihazı yüzlerce kitap alıyordu ondan alsan ya :)</p>
<p>Şaka bir yana filmin çağrısı &#8220;bizi uyarmışlardı&#8221; lafı çok sağlam bir alt metin mi acaba ? Bakın paranız olmazsa s.çtınız olm mu demek istiyorlar alttan alttan. Savaş geliyor ayağınızı ve safınızı denk alın mı diyorlar ? Yoksa ben mi abartıyorum.</p>
<p>Bir de bu tip bir durumda sanat eseri vs. bir yana, ürettiğimiz bilgilerin kurtarılması gerçekten büyük zorluk. Bir belgeselde izlemiştim. İnsanoğlunun ürettiği ne varsa bilgi depolama aygıtları, dvd, hdd vs. sadece bir kaç yılda kullanılmaz hale geliyor. Şu anda aniden insanlar dünya üzerinden yok olsa medeniyet dediğimiz her ne varsa yok olması sadece bir kaç yüzyıl. Geriye belki bir kaç yontma taş kalıyor gerçektende. Filmde de bir yedekleme sistemi yoktu ama benim kafama takıldı. Bu durumda neyi nereye yedekleyebilirdik ? Uydular filmde çalışıyor ama dünyanın kutupları değişirken merkaç kaç etkisinin değişip uyduları yörüngeden çıkartmaması ap ayrı bir durumdu. Yani uydulara veri yedeklemekte anlamsızdı. Heralde yapılabilecek teş şey uzun radyo dalgaları ile google serverlarının tümünü uzaya yayın yapmak ve bir gün geri dönmesini beklemek olurdu. Tabi bunlarda atış üstüne atış oluyor :)</p>
<p>Filme 10 üstünden 6,0 verdim. İzlemeseniz birşey kaybeder misiniz ? Pek birşey değil. Yarından Sonra filmini izlediyseniz hiç gitmesenizde olur zaten. Haydi hayırlı seyirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehmetsoylu.com/sinema-2012/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sinema : Suretler&#8217;i izledim&#8230;</title>
		<link>http://www.mehmetsoylu.com/sinema-suretler/</link>
		<comments>http://www.mehmetsoylu.com/sinema-suretler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Sep 2009 19:01:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsi Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Bruce Willis]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[suretler]]></category>
		<category><![CDATA[Surrogates]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehmetsoylu.com/?p=277</guid>
		<description><![CDATA[Geçenlerde sinemada Emin&#8216;le izledik. Filme aslında daha büyük umutlarla gitmiştim. Zira IMDB 8 civarı bir puan almış. Ama fikir güzel olsa da kurgu, senaryo, yönetmen bence yeterince iyi değildi. Çekimler bana dar geldi. İlk kısımda belkide gittiğimiz sinemanın şahsi kararıdır bilemiyorum ama çok çabuk ara verildi ve tam filme alışmışken afalladık. &#8211;Spoiler&#8212; Filmin teması aslında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-medium wp-image-276 alignleft" title="surrogates-poster-official-fullsize" src="http://www.mehmetsoylu.com/wp-content/uploads/2009/09/surrogates-poster-official-fullsize-202x300.jpg" alt="surrogates-poster-official-fullsize" width="202" height="300" /> Geçenlerde sinemada <a href="http://www.eminaykurt.com">Emin</a>&#8216;le izledik. Filme aslında daha büyük umutlarla gitmiştim. Zira IMDB 8 civarı bir puan almış. Ama fikir güzel olsa da kurgu, senaryo, yönetmen bence yeterince iyi değildi. Çekimler bana dar geldi. İlk kısımda belkide gittiğimiz sinemanın şahsi kararıdır bilemiyorum ama çok çabuk ara verildi ve tam filme alışmışken afalladık.</p>
<p>&#8211;Spoiler&#8212;</p>
<p>Filmin teması aslında olduğumuzdan farklı bir karakterle kendimizi toplum içinde sakladığımız ve gerçekten kendimiz gibi görünüp davranmaktan korkmamız üzerine kurulu. Teknoloji gelişmiş ve artık insanlar tıpkı realtime bir oyuna bağlanır gibi insan görünümlü robotlara bağlanıyor ve normal hayatlarını bu robotlar üzerinden yaşıyorlar.</p>
<p>Teknolojik fikir açısından da film zaten yetersiz. Zira insanların robotların hissettiklerini vücutlarında hissetmiyorlar sadece beyinlerinde yaşıyorlar gibi bir durum var. Bu yüzden robot ölse de o insan ölmüyor. Peki beyin neden ölmüyor demeden edemedim. Madem nöronlar tepkiye vs. açık beyinde ölsün gitsin. Tabi burda da mazeret sigortası var robotun atıyor denilmiş :) Buralar çok önemli değil zaten.</p>
<p>Ama asıl önemli nokta filmde karakterler yeterince geliştirilemiyor. Kurgu yeterince kuvvetli değil. Fikir güzel olmasına rağmen kısaltılmış bir film tadı veriyor. Final vs. yeterince güçlü görünmesine rağmen, Bruce abimiz mağrur, haksızlığa uğramış ünlü Die Hard bakışlarını itinayla kullanmasına rağmen film hala doyurucu olmuyor. Çünkü karakterlerle birlikte kavramlarda yeterince güçlendirilmemiş. İyi kötü , haklı haksız anlamını tam bulamamış durumda. Bir de müzik olarak vasat diyebilirim. Atası matrix 1 bu filmin yapamadığı herşeyi çok güzel başarmıştı. Eski toprak ne de olsa :)</p>
<p>İyi seyirler diyoruz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehmetsoylu.com/sinema-suretler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
