Updates from Aralık, 2009 Toggle Comment Threads | Keyboard Shortcuts

  • admin 13:44 on 16 December 2009 Permalink | Reply
    Tags: gpl, lisans, windows, yazılım   

    Windows paraları iade 

    Bilgisayarlarla birlikte satılan windows paraları talep halinde artık faizi ile iade alınabilirmiş.

    http://haber.linux.org.tr/2009/12/kullanicilar-artik-bilgisayar-alirken-yazilim-seciminde-ozgur/

    adresinde ilgili bilgiler mevcut. Gerçekten güzel bir haber. Bu habere sevindiğim kadar herkes lisanslı ürün kullanmaya başlarsa  ona da sevinirim. Elin adamı yapmış, amerikaya geçiriyoruz gibi ohh ohh gibi abuk bir zihniyetle yazılım dünyasının ülkemizde cılkı çıkartılmış durumda. Windows işletim sistemini 200 tl gibi bir para ile almak enayilik demek. Onun yerine 400 tl lık bir ekran kartı alıp 100 tl lık ama korsan oyunlar oynamak daha cazip. Bunu insanlar ülkelerine ve kendilerine katma değer gibi algılıyor. Fakat asıl yanılgı şu ki bu ürünler korsan olduğu sürece ülkemizde hiç bir alternatif gelişimde yaşanmayacak.

    Bugün Pardus işletim sistemi yapıldıysa bunda büyük bir etken windows’un paralı olması değil mi ? Linux vs. için de bunlar geçerli değil mi ? Kastettiğim bu yüzden microsoft’a para ödemek değil, yazılımın bir değer olduğunu kabul edip karşılığı olduğunu anlayıp üreten kişilerin varolmasına şans tanımaktır.

    10 yıl civarında bir süreden beri program yazıyorum. Qbasic,  turbo pascal, visual basic, html, css, xml, sql, php derken bir dolu yan programı kullanmayıda öğrendim. Ama bugün özel sektörde iş yapmaya kalksam iş bulmakta zorlanacağıma adım gibi eminim. Bunun nedeni dünya ortalamasında kaliteli yazılım yapmamam. Bunun nedeni istihdam edebilecek adam gibi bir kurumun olmayışı. Bunun asıl nedeni yazılıma para verip alarak, bunun bir emek ürünü olduğunu kabul ederek karşılığını ödemeyen zihniyet. Eğer bu böyle olmasa ben kendi kendime değil bu yolda bilgilenmiş, tecrübelenmiş kişilere ulaşarak öğrenecek ve daha kaliteli yazılım üretebilecek, çalışmak istediğimde ise zaten sektör geliştiğinden daha rahat iş bulabilecektim.

    Kul hakkı dinimizce bu kadar önemliyken ülkemizin %98′i müslümanken ülkemizin hala %98′i yasal olmayan programlar kullanıyor. Bu demek değil ki GPL program kullanmayın paralı program kullanın. İstediğinizi kullanın ama karşılığını verin. Siz bu sektör ile hiç ilgili olmadığınızı düşünüyor olabilirsiniz. Ama bir gün hasteneye gittiğinizde kaydınız bir bilgisayar programı tarafından yapılacak, uçak biletinizi internet bir bilgisayar programı sayesinde eviniden alıyor olacaksınız ve çocuklarınız belkide bu işten para kazanacak.

    Share
     
  • admin 10:15 on 24 November 2009 Permalink | Reply
    Tags: alışveriş, çekiliş, e-ticaret, müzayede   

    Müzayede ve Alışveriş Sistemi Fikri 

    Altivi.com resmen kapandığından beri kendisinden bir daha haber alamadık. Benim hatırladığım 30 kişi göz altına alınmış, bir kaçı tutuklanmıştı. Sonra benzerleri vs. çıktı. Bu arada legal alışveriş sistemleri arkasındaki bazı firmalarda silindi. Örneğin mavi bilgisayar. Bir gün herşeyi kapatıp, malları alıp gitmişlerdi. Yine benim kendilerinden haberim yok ne oldu ne bitti bilemiyorum. Başka alışveriş siteleride iflas bayraklarını çektiler.

    Bu tip sistemlerde günlük operasyonlar gerçekten zorludur. Tedarik, kargo, depolama gibi işlerin hesabı çok iyi yapılmalı, yollar tıkandığından alternatif olarak hangi yol derman olur iyi tahlil edilmelidir. Bunların hesabını yapmadan işe giren hem alış veriş hem müzayede sistemleri yok olmaya mahkum. Bunu bildiğimden elimde her türlü teknik imkanım yazılımcı olduğumdan doğal olarak varken girmedim bu işlere. Çünkü ürün kalitesi gibi çok önemli bir etkende dışarda kalan firmaların elinde olacak ve müdahil olamayacağımı biliyorum.

    Tüm bunlardan zaten Türkiye’de  gerçek anlamda kaliteli ürün yelpazesi sunabilen firmada yok. 1000′den fazla farklı ürünü farklı ihtiyaç alanlarında olacak şekilde temin edip adam gibi işini yapabilen bir firma varsa gösterin bana ben de bileyim. Bir sitede hem banyo dolabı hem de kol saati hem ekran kartı hem de oto lastiği satılıyorsa on kere düşünün alış veriş etmeden. İyi tartın ölçün biçin derim.

    Peki tüm bu alışveriş sistemleri ve müzayede sistemleri başarısızlıkları içinde başarılı  başarılı olabilecek, daha çok para kazanmak ya da zarar etmemek için manüpüle edilmesinede gerek olmayan bir orta yol var mı ? Evet var. Bu ikisini anlamlı şekilde birleştirmek, hem müşteri hem satıcıyı performansı ölçüsünde memnun etmek mümkün. Kısaca sistemi anlatayım.

    Bir A ürünü piyasa fiyatı 100 TL olsun. Sistem tıpkı müzayede sistemleri gibi 1 TL teklif bedeli ile teklifler toplasın. Diyelim 150 kişi teklif verdi. Ve en yüksek tekil teklifi veren Ahmet Bey 68 TL ile ürünün sahibi oldu. Kendisine toplam maliyeti 68 TL ürün bedeli + 1 TL teklif bedeli ( artadabilir bu önemli değil ) + kargo şeklinde. Satıcı şirketin zararı 32 TL ürün satışı için. Ama 150 TL teklif bedelleri toplandığında bu normal piyasa bedelinin 150 TL + 68 TL ile 228 TL ederek çok çok üstü bir rakama satılmış ve satıcı şirket kar etmiş oluyor. Buraya kadar herşey satıcı şirket tarafında ve müşterilerin çoğu şanslarını denedikleri ile kalıyor.

    Peki bir düşünelim. Ya satıcı şirket 228 TL toplam bedelden 128 TL teklif veren tüm kullanıcılarına teklif sayıları ile orantılı olarak,  otomatik şekilde dağıtır ve tıpkı normal bir alışveriş sistemleri gibi ürünü 100 TL’ya satmaya razı olursa. Bu şekilde müşterilerde 150 TL teklif  toplamından sadece 32 TL’lık kısmını öderlerse herkes mutlu olmayacak mı ? Müşteriler hesaplarına aktarılan bu bedelleri ister hemen al ürünlerde, ister yeni tekliflerde, isterlerse de nakit olarak talep edebilirler. Satıcı için ürün satıldığından artık sorun yoktur çünkü.

    Tek sorun satıcının başına şu gelebilir diyebilirsiniz. 100 TL ürün için sadece 10 teklif alır ve ürünü 5 TL’ya satmak toplamda 15 TL kazanmak zorunda kalabilir. Bunun iki çıkış yolu mevcut. Ya ihale iptal edilir ve sistem ürünü bu durumda satmayacağını sözleşmesinde ilan eder ya da teklif sayısı yeter seviyeye ulaştığından arttırma sonlandırılması yapılır. Bu şekilde satıcıda zarar etmeyecektir.

    Fikrimi kullanmak isteyenler buyursun satın alsın :)

    Share
     
  • admin 18:46 on 13 November 2009 Permalink | Reply
    Tags: 2012 filmi   

    Sinema : 2012 

    2012 sinema “Bizi uyarmışlardı” sloganı ile izleyiciyi çağıran bu film ilk dört çeyreğinde dünyayı resmen başımıza yıktı. Resmen arada üzüldüm. O kadar diyorum. Üstelik dalgınlıkla dublajlısına gitmişim, normalde arada buna üzülürdüm ama bu sefer filmde olanlara üzüldüm. O kadar umutsuzluk veren görüntüler var. Şöyle cesaretiyle, adabıyla, doğru dürüst bir ölüm sahnesi bile yok. Bakmayın amerikan başkanı güya ölüyor ama o da neden çekiliş yapmadım diye. Bir de şu parayı veren düdüğü çalar mevzusu hiç gerçekçi değil. Bir de hayvanları falan yüklemek heralde bayağı bir hayal ürünü olsa gerek. Koca koca davinci’nin, rembrandt’ın eserini paket edip onlarca kilo taşıyacaklarına bir iki yüksek iq adam alsalar çok daha iyiymiş. Dahası o çantasına kitap dolduran amcam amazon reader cihazı yüzlerce kitap alıyordu ondan alsan ya :)

    Şaka bir yana filmin çağrısı “bizi uyarmışlardı” lafı çok sağlam bir alt metin mi acaba ? Bakın paranız olmazsa s.çtınız olm mu demek istiyorlar alttan alttan. Savaş geliyor ayağınızı ve safınızı denk alın mı diyorlar ? Yoksa ben mi abartıyorum.

    Bir de bu tip bir durumda sanat eseri vs. bir yana, ürettiğimiz bilgilerin kurtarılması gerçekten büyük zorluk. Bir belgeselde izlemiştim. İnsanoğlunun ürettiği ne varsa bilgi depolama aygıtları, dvd, hdd vs. sadece bir kaç yılda kullanılmaz hale geliyor. Şu anda aniden insanlar dünya üzerinden yok olsa medeniyet dediğimiz her ne varsa yok olması sadece bir kaç yüzyıl. Geriye belki bir kaç yontma taş kalıyor gerçektende. Filmde de bir yedekleme sistemi yoktu ama benim kafama takıldı. Bu durumda neyi nereye yedekleyebilirdik ? Uydular filmde çalışıyor ama dünyanın kutupları değişirken merkaç kaç etkisinin değişip uyduları yörüngeden çıkartmaması ap ayrı bir durumdu. Yani uydulara veri yedeklemekte anlamsızdı. Heralde yapılabilecek teş şey uzun radyo dalgaları ile google serverlarının tümünü uzaya yayın yapmak ve bir gün geri dönmesini beklemek olurdu. Tabi bunlarda atış üstüne atış oluyor :)

    Filme 10 üstünden 6,0 verdim. İzlemeseniz birşey kaybeder misiniz ? Pek birşey değil. Yarından Sonra filmini izlediyseniz hiç gitmesenizde olur zaten. Haydi hayırlı seyirler.

    Share
     
  • admin 14:01 on 27 September 2009 Permalink | Reply
    Tags: Bruce Willis, film, , suretler, Surrogates   

    Sinema : Suretler’i izledim… 

    surrogates-poster-official-fullsize Geçenlerde sinemada Emin‘le izledik. Filme aslında daha büyük umutlarla gitmiştim. Zira IMDB 8 civarı bir puan almış. Ama fikir güzel olsa da kurgu, senaryo, yönetmen bence yeterince iyi değildi. Çekimler bana dar geldi. İlk kısımda belkide gittiğimiz sinemanın şahsi kararıdır bilemiyorum ama çok çabuk ara verildi ve tam filme alışmışken afalladık.

    –Spoiler—

    Filmin teması aslında olduğumuzdan farklı bir karakterle kendimizi toplum içinde sakladığımız ve gerçekten kendimiz gibi görünüp davranmaktan korkmamız üzerine kurulu. Teknoloji gelişmiş ve artık insanlar tıpkı realtime bir oyuna bağlanır gibi insan görünümlü robotlara bağlanıyor ve normal hayatlarını bu robotlar üzerinden yaşıyorlar.

    Teknolojik fikir açısından da film zaten yetersiz. Zira insanların robotların hissettiklerini vücutlarında hissetmiyorlar sadece beyinlerinde yaşıyorlar gibi bir durum var. Bu yüzden robot ölse de o insan ölmüyor. Peki beyin neden ölmüyor demeden edemedim. Madem nöronlar tepkiye vs. açık beyinde ölsün gitsin. Tabi burda da mazeret sigortası var robotun atıyor denilmiş :) Buralar çok önemli değil zaten.

    Ama asıl önemli nokta filmde karakterler yeterince geliştirilemiyor. Kurgu yeterince kuvvetli değil. Fikir güzel olmasına rağmen kısaltılmış bir film tadı veriyor. Final vs. yeterince güçlü görünmesine rağmen, Bruce abimiz mağrur, haksızlığa uğramış ünlü Die Hard bakışlarını itinayla kullanmasına rağmen film hala doyurucu olmuyor. Çünkü karakterlerle birlikte kavramlarda yeterince güçlendirilmemiş. İyi kötü , haklı haksız anlamını tam bulamamış durumda. Bir de müzik olarak vasat diyebilirim. Atası matrix 1 bu filmin yapamadığı herşeyi çok güzel başarmıştı. Eski toprak ne de olsa :)

    İyi seyirler diyoruz…

    Share
     
  • mehmet 18:25 on 10 August 2008 Permalink | Reply
    Tags: egzersiz, mola, program tanıtım, programlama   

    Programcıların en büyük hatası : mola vermemek ! 

    Eminim başlığın ilk kısmı “programcıların en büyük hatası” girişini okuyunca hemen aklınıza kodlarına açıklama yazamamak gibi ya da daha geniş bakış açısıyla ölçeklenme sorunlarını öngörememek gibi teknik ya da teorik hatalar gelmiştir. Bunların hepsi bana göre sonradan düzeltilebilir ( bazıları sonradan çok acı versede ) şeyler.

    Ama mola vermemek kadar hiç birşey kötü olmaz. Beynimiz malesef vücut sağlımızla yakından ilgili. Tüm sistemlerin iyi çalışması sinir sisteminin iyi çalışması demek oluyor.

    Peki ya kodların, dökümanların arasında saatlerce bilgisayarda oturup mola vermeyi unutuyorsak ? İşte buna çözüm olacak çok amaçlı bir program buldum.

    Time Left.

    Bütün özelliklerini tam keşfetmiş değilim programın. Ama iki önemli özelliği var. Bir geri sayım ve alarm özelliği, ikincisi masaüstünde not alabilmek için kutucuklar sunması.

    Ben 40 dk sürelerde 10 dk molalar vererek öğrencilikten kalan alışkanlığımı korumaya başladım. Bu arada boyun ve göz antremanları yapmayı ihmal etmeyin derim.

    Göz antremanları için çok basit bir reçete var. Gözlerinizi bir kaç dakika kırpın. Sonra parmağınızı burnunuza yaklaştırın ve parmağınıza odaklanın. Hiç kımıldamadan odaklandığınız noktayı daha uzak bir yerle değiştirin. Mesela duvara bakın. Bu şekilde göz kuruluğu ve bozulmasına karşı iyi tedbirler almış oluyorsunuz.

    Ufak antremanlar yapabilecek durumda, evinizde falansanız şu videoyu şiddetle tavsiye ederim.

    Share
     
c
compose new post
j
next post/next comment
k
previous post/previous comment
r
reply
e
edit
o
show/hide comments
t
go to top
l
go to login
h
show/hide help
shift + esc
cancel