<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mehmet SOYLU &#187; Şahsi Gündem</title>
	<atom:link href="http://www.mehmetsoylu.com/category/sahsi-gundem/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mehmetsoylu.com</link>
	<description>uzun ince bir yoldayım...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 18 Jul 2010 16:04:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Dogtooth : Yunan yönetmenden bir özgürlük yansısı</title>
		<link>http://www.mehmetsoylu.com/dogtooth-yunan-yonetmenden-bir-ozgurluk-yansisi/</link>
		<comments>http://www.mehmetsoylu.com/dogtooth-yunan-yonetmenden-bir-ozgurluk-yansisi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Apr 2010 22:32:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Adam Yapmış]]></category>
		<category><![CDATA[Akıldakiler]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem şüpheleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsi Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[dogtooth]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehmetsoylu.com/?p=351</guid>
		<description><![CDATA[Giorgos Lanthimos filmi Efthymis Filippou ile birlikte maharetle kaleme almış ve Giorgios harika yönetmiş. Yunan yönetmen bize bu filmle günümüz özgürlüğünü sorgulamamız gerektiğini sade bir dille anlatıyor. Filmdeki kafama takılan çelişki ise zaman zaman erotikleşen sahnelerin aslında seslenilmek istendiğini düşündüğüm muhafazakar kesim ile çelişmesi. &#8211;spoiler&#8211; Film bir babayla annenin üç çocuğunu dış dünyaya kapalı bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.mehmetsoylu.com/wp-content/uploads/2010/04/dogtooth.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-353" title="dogtooth" src="http://www.mehmetsoylu.com/wp-content/uploads/2010/04/dogtooth-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a>Giorgos Lanthimos filmi Efthymis Filippou ile birlikte maharetle kaleme almış ve Giorgios harika yönetmiş. Yunan yönetmen bize bu filmle günümüz özgürlüğünü sorgulamamız gerektiğini sade bir dille anlatıyor. Filmdeki kafama takılan çelişki ise zaman zaman erotikleşen sahnelerin aslında seslenilmek istendiğini düşündüğüm muhafazakar kesim ile çelişmesi.</p>
<p>&#8211;spoiler&#8211;</p>
<p>Film bir babayla annenin üç çocuğunu dış dünyaya kapalı bir evde çeşitli hurafelerle büyütmesi üzerine kurulu. Hatta öyle ki çocuklara özgürlüğü çağrıştırabilecek, dış dünyayı merak etmelerine neden olacak kelimeleri bile farklı anlamlarda öğretiyorlar. Eve giren su şişelerinin üzerindeki etiketleri bile söküyorlar.</p>
<p>Güvenlik amacıyla baba ancak arabasıyla dışarı çıkabiliyor ve ev sınırları dışında bir yere basmıyor bile.  Çocuklara ise dışarıda kedi denen çok tehlikeli yaratıklar olduğu, bu kedilerin çocuk beyinleri ile beslendiği söyleniyor. Eve kitap, kaset vb. hiçbir medya girmiyor. Yani düşünsel özgürlükleri de hurafeler, çarpıtmalarla çocuklarından alıyorlar. Onları korumak ya da onlara hakim olmak uğruna.</p>
<p>Gökteki uçaklar ise sanki her an bahçeye düşecek oyuncaklar gibi çocuklara anlatılmış. Zaman zaman bahçeye gizlice bir oyuncak atıyorlar ve çocuklar oyuncağı kapışıyor. Bununlada aslında bilgisiz olunca algılarımızla ne kadar rahat oynanabileceği vurgulanıyor. Hem de sonunda bu yükleme algıları kabul edince ödüllendirilmemiz.</p>
<p>Erotik sahneler ise çocukların doğalarına karşı koyamadığı ve dışardan erkek çocuk için gelen fahişenin olduğu sahneler. Kısıtlanan özgürlükler, similasyon dünyalar bile insanın özüne karşı duramadığını gösteriyor.</p>
<p>Kedi yaratıklara karşı ise havlamayı öğretiyor anne baba. Ve havlarlarsa kedilerin gelmeyeceğini söylüyorlar. Anne ve çocuklar babadan havlama dersleri alıyor. Ve filmin sonunda büyük kız kaybolunca heyecan ve korkuyla kapıdan havlıyorlar. Bu şekilde ise tüm cehaletimiz için de aslında ne kadar komik savunma mekanizmları ürettiğimiz ve özgürlüğümüzü elimizden alanlara karşı ne kadar aciz kaldığımız vurgulanmış. Üstüne komik duruma düşüşümüz.</p>
<p>Filmin sonunda büyük kızın neden dişlerini kırıp arabaya bindiğini ve filmin adının nereden geldiğini merak edenler için ekşi sözlük imdada yetişti. Çocuklara köpekdişleri düştüğü zaman evden çıkabilecekleri anlatılmış. Bu yüzden büyük kız dişlerini kırıp öyle biniyor arabaya. Bu da haliyle özgürlük için fedakarlık alt metnini çağrıştırıyor.</p>
<p>&#8211;spoiler&#8211;</p>
<p>Özetle 8/10 puan verdiğim, vakti zamanı şahane filmdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehmetsoylu.com/dogtooth-yunan-yonetmenden-bir-ozgurluk-yansisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye ve domain karaborsası</title>
		<link>http://www.mehmetsoylu.com/turkiye-ve-domain-karaborsasi/</link>
		<comments>http://www.mehmetsoylu.com/turkiye-ve-domain-karaborsasi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Feb 2010 14:25:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıldakiler]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem şüpheleri]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet Reklamcılığı]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet İşleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsi Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[analiz]]></category>
		<category><![CDATA[domain]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehmetsoylu.com/?p=330</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;de internet neden gelişmiyor diye kara kara düşünüp duranlar vardır elbet. Bu güne kadar dünya üzerinde gelişen internet projelerinin nasıl geliştiğine bakmak lazım evvela. Geliştikleri ortamlara ve şartlarada bakmak gerek. Tipik örneğimiz google aslında bu yazının konusu olacağı üzere domain açısında pek bir halta benzememekte. Ama aslında google tamda bu yazının en güzel örneğinide teşkil [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-332 alignleft" style="margin:10px;" title="domain" src="http://www.mehmetsoylu.com/wp-content/uploads/2010/02/domain.jpg" alt="" width="200" height="150" /> Türkiye&#8217;de internet neden gelişmiyor diye kara kara düşünüp duranlar vardır elbet. Bu güne kadar dünya üzerinde gelişen internet projelerinin nasıl geliştiğine bakmak lazım evvela. Geliştikleri ortamlara ve şartlarada bakmak gerek.</p>
<p>Tipik örneğimiz google aslında bu yazının konusu olacağı üzere domain açısında pek bir halta benzememekte. Ama aslında google tamda bu yazının en güzel örneğinide teşkil ediyor. Çünkü şartlar ve ortam farklılığına en iyi vurgu yapacak isimde aynı zamanda. Google ilk kez duyan bir insanın aklında markalaşabilecek bir isim olamayacağı, jenerik olamayacağı aşikar bir kelime. Fakat biliyoruz ki kapital herhangi bir şeyi herkesin aklında yer açarak markalaştırabilir. İşte amerikada çok iyi bir fikirle başlayan (pagerank) google aldığı dev kredi bütçeleri ( ilk yıllarında 24 milyon $ a kadar ) ile markalaşmayı başardı. Evet fizibilite çalışmaları yaptı, internet hakkında tecrübeliydi vs. vs. Bunu er geç her girişimci Türkiye&#8217;de de yapar. Fakat yatırım bulmak, kredi bulmak büyük derttir.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin diğer gelişmiş ülkelere göre en önemli farklılığıda budur.</p>
<p>Peki Türkiye&#8217;de hiç mi şans yok. Elbette var. Markalaşmak için harcanacak bedeli geliştirmede kullanıp, zaten jenerik olan bir domain kullanarak projenizi canlandırmak. Fakat bu Türkiye&#8217;de pek mümkün değil. Zira yine bir türk şirketi olan Nokta.com 420 bin jenerik domaini, Hanel Bilişim 4000 kadar çok önemli domaini, Kıvılcım İstanbulluoğlu 3500 kadar jenerik ismi zaten almş durumda. Dahası yerel isimlerde de ünlü M.A. Stenzel amcamızdan söz etmeye gerek yok. On binlerce dolar verip isim alma teklifleri yapabilirsiniz.</p>
<p>Diğer kalan isimler ise tahmin edebileceğiniz gibi kendi kendine yaşayabilecek bir proje olacaksa markalaştırma maliyetleri yüksek olacak isimlerdir. Böyleyken Türkiye&#8217;de proje geliştirmekte, internetten para kazanmakta bir kaç kişinin tekelinde olur tabi ki.</p>
<p>İlk gelen alır kuralı var dediğinizi duyar gibi oluyorum. Evet ama bu kural zaten ekonomik sistemin cayır cayır işlediği Amerika gibi ülkelerin işine yarar. Ama sizin gibi her attığı taşta iki kuş vurmazsa zarar edecek ülkelerin girişimcilerinin ne yatırım bulma şansları, ne kredi imkanları bu ülkelerdeki kadar geniş değildir. Bu ülkede bu tip kurallar tam tersi karaborsacıların türemesi anlamına geldi. Bunu zamanında com.tr konusunda öngören ( belki de farklı nedenlerle bilemiyorum ) ODTÜ&#8217;tü tebrik ediyorum.</p>
<p>Bu şekilde projeyi ateşleyebilecek ve girişimciyi yüksek maliyetlerden kuratarabilecek domainler karaborsa olduğu sürece elbette internet gelişmeyecektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehmetsoylu.com/turkiye-ve-domain-karaborsasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eşyaların Hikayesi</title>
		<link>http://www.mehmetsoylu.com/esyalarin-hikayesi/</link>
		<comments>http://www.mehmetsoylu.com/esyalarin-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Feb 2010 23:10:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem şüpheleri]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsi Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[amerika]]></category>
		<category><![CDATA[kapitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil dünya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehmetsoylu.com/?p=327</guid>
		<description><![CDATA[Link:]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><script type="text/javascript" src="http://en.sevenload.com/pl/6T8Jp6H/500x408/0"></script>
<p>Link: <a href="http://en.sevenload.com/videos/6T8Jp6H-eylerin-Hikayesi-Story-of-Stuff-Suerdueruelebilir-Yaam-Kolektifi"><img src="http://static.sevenload.net/img/sevenload.png" width="66" height="10" alt="Şeylerin Hikayesi (Story of Stuff) | Sürdürülebilir Yaşam Kolektifi" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehmetsoylu.com/esyalarin-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Windows paraları iade</title>
		<link>http://www.mehmetsoylu.com/windows-paralari-iade/</link>
		<comments>http://www.mehmetsoylu.com/windows-paralari-iade/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Dec 2009 18:44:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem şüpheleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsi Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[gpl]]></category>
		<category><![CDATA[lisans]]></category>
		<category><![CDATA[windows]]></category>
		<category><![CDATA[yazılım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehmetsoylu.com/?p=320</guid>
		<description><![CDATA[Bilgisayarlarla birlikte satılan windows paraları talep halinde artık faizi ile iade alınabilirmiş. http://haber.linux.org.tr/2009/12/kullanicilar-artik-bilgisayar-alirken-yazilim-seciminde-ozgur/ adresinde ilgili bilgiler mevcut. Gerçekten güzel bir haber. Bu habere sevindiğim kadar herkes lisanslı ürün kullanmaya başlarsa  ona da sevinirim. Elin adamı yapmış, amerikaya geçiriyoruz gibi ohh ohh gibi abuk bir zihniyetle yazılım dünyasının ülkemizde cılkı çıkartılmış durumda. Windows işletim sistemini 200 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilgisayarlarla birlikte satılan windows paraları talep halinde artık faizi ile iade alınabilirmiş.</p>
<p>http://haber.linux.org.tr/2009/12/kullanicilar-artik-bilgisayar-alirken-yazilim-seciminde-ozgur/</p>
<p>adresinde ilgili bilgiler mevcut. Gerçekten güzel bir haber. Bu habere sevindiğim kadar herkes lisanslı ürün kullanmaya başlarsa  ona da sevinirim. Elin adamı yapmış, amerikaya geçiriyoruz gibi ohh ohh gibi abuk bir zihniyetle yazılım dünyasının ülkemizde cılkı çıkartılmış durumda. Windows işletim sistemini 200 tl gibi bir para ile almak enayilik demek. Onun yerine 400 tl lık bir ekran kartı alıp 100 tl lık ama korsan oyunlar oynamak daha cazip. Bunu insanlar ülkelerine ve kendilerine katma değer gibi algılıyor. Fakat asıl yanılgı şu ki bu ürünler korsan olduğu sürece ülkemizde hiç bir alternatif gelişimde yaşanmayacak.</p>
<p>Bugün Pardus işletim sistemi yapıldıysa bunda büyük bir etken windows&#8217;un paralı olması değil mi ? Linux vs. için de bunlar geçerli değil mi ? Kastettiğim bu yüzden microsoft&#8217;a para ödemek değil, yazılımın bir değer olduğunu kabul edip karşılığı olduğunu anlayıp üreten kişilerin varolmasına şans tanımaktır.</p>
<p>10 yıl civarında bir süreden beri program yazıyorum. Qbasic,  turbo pascal, visual basic, html, css, xml, sql, php derken bir dolu yan programı kullanmayıda öğrendim. Ama bugün özel sektörde iş yapmaya kalksam iş bulmakta zorlanacağıma adım gibi eminim. Bunun nedeni dünya ortalamasında kaliteli yazılım yapmamam. Bunun nedeni istihdam edebilecek adam gibi bir kurumun olmayışı. Bunun asıl nedeni yazılıma para verip alarak, bunun bir emek ürünü olduğunu kabul ederek karşılığını ödemeyen zihniyet. Eğer bu böyle olmasa ben kendi kendime değil bu yolda bilgilenmiş, tecrübelenmiş kişilere ulaşarak öğrenecek ve daha kaliteli yazılım üretebilecek, çalışmak istediğimde ise zaten sektör geliştiğinden daha rahat iş bulabilecektim.</p>
<p>Kul hakkı dinimizce bu kadar önemliyken ülkemizin %98&#8242;i müslümanken ülkemizin hala %98&#8242;i yasal olmayan programlar kullanıyor. Bu demek değil ki GPL program kullanmayın paralı program kullanın. İstediğinizi kullanın ama karşılığını verin. Siz bu sektör ile hiç ilgili olmadığınızı düşünüyor olabilirsiniz. Ama bir gün hasteneye gittiğinizde kaydınız bir bilgisayar programı tarafından yapılacak, uçak biletinizi internet bir bilgisayar programı sayesinde eviniden alıyor olacaksınız ve çocuklarınız belkide bu işten para kazanacak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehmetsoylu.com/windows-paralari-iade/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Müzayede ve Alışveriş Sistemi Fikri</title>
		<link>http://www.mehmetsoylu.com/muzayede-ve-alisveris-sistemi-fikri/</link>
		<comments>http://www.mehmetsoylu.com/muzayede-ve-alisveris-sistemi-fikri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 15:15:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıldakiler]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet Reklamcılığı]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet İşleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsi Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[alışveriş]]></category>
		<category><![CDATA[çekiliş]]></category>
		<category><![CDATA[e-ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[müzayede]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehmetsoylu.com/?p=305</guid>
		<description><![CDATA[Altivi.com resmen kapandığından beri kendisinden bir daha haber alamadık. Benim hatırladığım 30 kişi göz altına alınmış, bir kaçı tutuklanmıştı. Sonra benzerleri vs. çıktı. Bu arada legal alışveriş sistemleri arkasındaki bazı firmalarda silindi. Örneğin mavi bilgisayar. Bir gün herşeyi kapatıp, malları alıp gitmişlerdi. Yine benim kendilerinden haberim yok ne oldu ne bitti bilemiyorum. Başka alışveriş siteleride [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Altivi.com resmen kapandığından beri kendisinden bir daha haber alamadık. Benim hatırladığım 30 kişi göz altına alınmış, bir kaçı tutuklanmıştı. Sonra benzerleri vs. çıktı. Bu arada legal alışveriş sistemleri arkasındaki bazı firmalarda silindi. Örneğin mavi bilgisayar. Bir gün herşeyi kapatıp, malları alıp gitmişlerdi. Yine benim kendilerinden haberim yok ne oldu ne bitti bilemiyorum. Başka alışveriş siteleride iflas bayraklarını çektiler.</p>
<p>Bu tip sistemlerde günlük operasyonlar gerçekten zorludur. Tedarik, kargo, depolama gibi işlerin hesabı çok iyi yapılmalı, yollar tıkandığından alternatif olarak hangi yol derman olur iyi tahlil edilmelidir. Bunların hesabını yapmadan işe giren hem alış veriş hem müzayede sistemleri yok olmaya mahkum. Bunu bildiğimden elimde her türlü teknik imkanım yazılımcı olduğumdan doğal olarak varken girmedim bu işlere. Çünkü ürün kalitesi gibi çok önemli bir etkende dışarda kalan firmaların elinde olacak ve müdahil olamayacağımı biliyorum.</p>
<p>Tüm bunlardan zaten Türkiye&#8217;de  gerçek anlamda kaliteli ürün yelpazesi sunabilen firmada yok. 1000&#8242;den fazla farklı ürünü farklı ihtiyaç alanlarında olacak şekilde temin edip adam gibi işini yapabilen bir firma varsa gösterin bana ben de bileyim. Bir sitede hem banyo dolabı hem de kol saati hem ekran kartı hem de oto lastiği satılıyorsa on kere düşünün alış veriş etmeden. İyi tartın ölçün biçin derim.</p>
<p>Peki tüm bu alışveriş sistemleri ve müzayede sistemleri başarısızlıkları içinde başarılı  başarılı olabilecek, daha çok para kazanmak ya da zarar etmemek için manüpüle edilmesinede gerek olmayan bir orta yol var mı ? Evet var. Bu ikisini anlamlı şekilde birleştirmek, hem müşteri hem satıcıyı performansı ölçüsünde memnun etmek mümkün. Kısaca sistemi anlatayım.</p>
<p>Bir A ürünü piyasa fiyatı 100 TL olsun. Sistem tıpkı müzayede sistemleri gibi 1 TL teklif bedeli ile teklifler toplasın. Diyelim 150 kişi teklif verdi. Ve en yüksek tekil teklifi veren Ahmet Bey 68 TL ile ürünün sahibi oldu. Kendisine toplam maliyeti 68 TL ürün bedeli + 1 TL teklif bedeli ( artadabilir bu önemli değil ) + kargo şeklinde. Satıcı şirketin zararı 32 TL ürün satışı için. Ama 150 TL teklif bedelleri toplandığında bu normal piyasa bedelinin 150 TL + 68 TL ile 228 TL ederek çok çok üstü bir rakama satılmış ve satıcı şirket kar etmiş oluyor. Buraya kadar herşey satıcı şirket tarafında ve müşterilerin çoğu şanslarını denedikleri ile kalıyor.</p>
<p>Peki bir düşünelim. Ya satıcı şirket 228 TL toplam bedelden 128 TL teklif veren tüm kullanıcılarına teklif sayıları ile orantılı olarak,  otomatik şekilde dağıtır ve tıpkı normal bir alışveriş sistemleri gibi ürünü 100 TL&#8217;ya satmaya razı olursa. Bu şekilde müşterilerde 150 TL teklif  toplamından sadece 32 TL&#8217;lık kısmını öderlerse herkes mutlu olmayacak mı ? Müşteriler hesaplarına aktarılan bu bedelleri ister hemen al ürünlerde, ister yeni tekliflerde, isterlerse de nakit olarak talep edebilirler. Satıcı için ürün satıldığından artık sorun yoktur çünkü.</p>
<p>Tek sorun satıcının başına şu gelebilir diyebilirsiniz. 100 TL ürün için sadece 10 teklif alır ve ürünü 5 TL&#8217;ya satmak toplamda 15 TL kazanmak zorunda kalabilir. Bunun iki çıkış yolu mevcut. Ya ihale iptal edilir ve sistem ürünü bu durumda satmayacağını sözleşmesinde ilan eder ya da teklif sayısı yeter seviyeye ulaştığından arttırma sonlandırılması yapılır. Bu şekilde satıcıda zarar etmeyecektir.</p>
<p>Fikrimi kullanmak isteyenler buyursun satın alsın :)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehmetsoylu.com/muzayede-ve-alisveris-sistemi-fikri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sinema : 2012</title>
		<link>http://www.mehmetsoylu.com/sinema-2012/</link>
		<comments>http://www.mehmetsoylu.com/sinema-2012/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 23:46:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsi Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[2012 filmi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehmetsoylu.com/?p=292</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Bizi uyarmışlardı&#8221; sloganı ile izleyiciyi çağıran bu film ilk dört çeyreğinde dünyayı resmen başımıza yıktı. Resmen arada üzüldüm. O kadar diyorum. Üstelik dalgınlıkla dublajlısına gitmişim, normalde arada buna üzülürdüm ama bu sefer filmde olanlara üzüldüm. O kadar umutsuzluk veren görüntüler var. Şöyle cesaretiyle, adabıyla, doğru dürüst bir ölüm sahnesi bile yok. Bakmayın amerikan başkanı güya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-293" title="2012 sinema" src="http://www.mehmetsoylu.com/wp-content/uploads/2009/11/2012-WinCE.jpg" alt="2012 sinema" width="214" height="320" /> &#8220;Bizi uyarmışlardı&#8221; sloganı ile izleyiciyi çağıran bu film ilk dört çeyreğinde dünyayı resmen başımıza yıktı. Resmen arada üzüldüm. O kadar diyorum. Üstelik dalgınlıkla dublajlısına gitmişim, normalde arada buna üzülürdüm ama bu sefer filmde olanlara üzüldüm. O kadar umutsuzluk veren görüntüler var. Şöyle cesaretiyle, adabıyla, doğru dürüst bir ölüm sahnesi bile yok. Bakmayın amerikan başkanı güya ölüyor ama o da neden çekiliş yapmadım diye. Bir de şu parayı veren düdüğü çalar mevzusu hiç gerçekçi değil. Bir de hayvanları falan yüklemek heralde bayağı bir hayal ürünü olsa gerek. Koca koca davinci&#8217;nin, rembrandt&#8217;ın eserini paket edip onlarca kilo taşıyacaklarına bir iki yüksek iq adam alsalar çok daha iyiymiş. Dahası o çantasına kitap dolduran amcam amazon reader cihazı yüzlerce kitap alıyordu ondan alsan ya :)</p>
<p>Şaka bir yana filmin çağrısı &#8220;bizi uyarmışlardı&#8221; lafı çok sağlam bir alt metin mi acaba ? Bakın paranız olmazsa s.çtınız olm mu demek istiyorlar alttan alttan. Savaş geliyor ayağınızı ve safınızı denk alın mı diyorlar ? Yoksa ben mi abartıyorum.</p>
<p>Bir de bu tip bir durumda sanat eseri vs. bir yana, ürettiğimiz bilgilerin kurtarılması gerçekten büyük zorluk. Bir belgeselde izlemiştim. İnsanoğlunun ürettiği ne varsa bilgi depolama aygıtları, dvd, hdd vs. sadece bir kaç yılda kullanılmaz hale geliyor. Şu anda aniden insanlar dünya üzerinden yok olsa medeniyet dediğimiz her ne varsa yok olması sadece bir kaç yüzyıl. Geriye belki bir kaç yontma taş kalıyor gerçektende. Filmde de bir yedekleme sistemi yoktu ama benim kafama takıldı. Bu durumda neyi nereye yedekleyebilirdik ? Uydular filmde çalışıyor ama dünyanın kutupları değişirken merkaç kaç etkisinin değişip uyduları yörüngeden çıkartmaması ap ayrı bir durumdu. Yani uydulara veri yedeklemekte anlamsızdı. Heralde yapılabilecek teş şey uzun radyo dalgaları ile google serverlarının tümünü uzaya yayın yapmak ve bir gün geri dönmesini beklemek olurdu. Tabi bunlarda atış üstüne atış oluyor :)</p>
<p>Filme 10 üstünden 6,0 verdim. İzlemeseniz birşey kaybeder misiniz ? Pek birşey değil. Yarından Sonra filmini izlediyseniz hiç gitmesenizde olur zaten. Haydi hayırlı seyirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehmetsoylu.com/sinema-2012/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sinema : Suretler&#8217;i izledim&#8230;</title>
		<link>http://www.mehmetsoylu.com/sinema-suretler/</link>
		<comments>http://www.mehmetsoylu.com/sinema-suretler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Sep 2009 19:01:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsi Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Bruce Willis]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[suretler]]></category>
		<category><![CDATA[Surrogates]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehmetsoylu.com/?p=277</guid>
		<description><![CDATA[Geçenlerde sinemada Emin&#8216;le izledik. Filme aslında daha büyük umutlarla gitmiştim. Zira IMDB 8 civarı bir puan almış. Ama fikir güzel olsa da kurgu, senaryo, yönetmen bence yeterince iyi değildi. Çekimler bana dar geldi. İlk kısımda belkide gittiğimiz sinemanın şahsi kararıdır bilemiyorum ama çok çabuk ara verildi ve tam filme alışmışken afalladık. &#8211;Spoiler&#8212; Filmin teması aslında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-medium wp-image-276 alignleft" title="surrogates-poster-official-fullsize" src="http://www.mehmetsoylu.com/wp-content/uploads/2009/09/surrogates-poster-official-fullsize-202x300.jpg" alt="surrogates-poster-official-fullsize" width="202" height="300" /> Geçenlerde sinemada <a href="http://www.eminaykurt.com">Emin</a>&#8216;le izledik. Filme aslında daha büyük umutlarla gitmiştim. Zira IMDB 8 civarı bir puan almış. Ama fikir güzel olsa da kurgu, senaryo, yönetmen bence yeterince iyi değildi. Çekimler bana dar geldi. İlk kısımda belkide gittiğimiz sinemanın şahsi kararıdır bilemiyorum ama çok çabuk ara verildi ve tam filme alışmışken afalladık.</p>
<p>&#8211;Spoiler&#8212;</p>
<p>Filmin teması aslında olduğumuzdan farklı bir karakterle kendimizi toplum içinde sakladığımız ve gerçekten kendimiz gibi görünüp davranmaktan korkmamız üzerine kurulu. Teknoloji gelişmiş ve artık insanlar tıpkı realtime bir oyuna bağlanır gibi insan görünümlü robotlara bağlanıyor ve normal hayatlarını bu robotlar üzerinden yaşıyorlar.</p>
<p>Teknolojik fikir açısından da film zaten yetersiz. Zira insanların robotların hissettiklerini vücutlarında hissetmiyorlar sadece beyinlerinde yaşıyorlar gibi bir durum var. Bu yüzden robot ölse de o insan ölmüyor. Peki beyin neden ölmüyor demeden edemedim. Madem nöronlar tepkiye vs. açık beyinde ölsün gitsin. Tabi burda da mazeret sigortası var robotun atıyor denilmiş :) Buralar çok önemli değil zaten.</p>
<p>Ama asıl önemli nokta filmde karakterler yeterince geliştirilemiyor. Kurgu yeterince kuvvetli değil. Fikir güzel olmasına rağmen kısaltılmış bir film tadı veriyor. Final vs. yeterince güçlü görünmesine rağmen, Bruce abimiz mağrur, haksızlığa uğramış ünlü Die Hard bakışlarını itinayla kullanmasına rağmen film hala doyurucu olmuyor. Çünkü karakterlerle birlikte kavramlarda yeterince güçlendirilmemiş. İyi kötü , haklı haksız anlamını tam bulamamış durumda. Bir de müzik olarak vasat diyebilirim. Atası matrix 1 bu filmin yapamadığı herşeyi çok güzel başarmıştı. Eski toprak ne de olsa :)</p>
<p>İyi seyirler diyoruz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehmetsoylu.com/sinema-suretler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Programcıların en büyük hatası : mola vermemek !</title>
		<link>http://www.mehmetsoylu.com/programcilarin-en-buyuk-hatasi-mola-vermemek/</link>
		<comments>http://www.mehmetsoylu.com/programcilarin-en-buyuk-hatasi-mola-vermemek/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Aug 2008 23:25:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mehmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şahsi Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[mola]]></category>
		<category><![CDATA[program tanıtım]]></category>
		<category><![CDATA[programlama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehmetsoylu.com/?p=15</guid>
		<description><![CDATA[Eminim başlığın ilk kısmı &#8220;programcıların en büyük hatası&#8221; girişini okuyunca hemen aklınıza kodlarına açıklama yazamamak gibi ya da daha geniş bakış açısıyla ölçeklenme sorunlarını öngörememek gibi teknik ya da teorik hatalar gelmiştir. Bunların hepsi bana göre sonradan düzeltilebilir ( bazıları sonradan çok acı versede ) şeyler. Ama mola vermemek kadar hiç birşey kötü olmaz. Beynimiz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eminim başlığın ilk kısmı &#8220;programcıların en büyük hatası&#8221; girişini okuyunca hemen aklınıza kodlarına açıklama yazamamak gibi ya da daha geniş bakış açısıyla ölçeklenme sorunlarını öngörememek gibi teknik ya da teorik hatalar gelmiştir. Bunların hepsi bana göre sonradan düzeltilebilir ( bazıları sonradan çok acı versede ) şeyler. </p>
<p>Ama mola vermemek kadar hiç birşey kötü olmaz. Beynimiz malesef vücut sağlımızla yakından ilgili. Tüm sistemlerin iyi çalışması sinir sisteminin iyi çalışması demek oluyor. </p>
<p>Peki ya kodların, dökümanların arasında saatlerce bilgisayarda oturup mola vermeyi unutuyorsak ? İşte buna çözüm olacak çok amaçlı bir program buldum.</p>
<p><a href="http://www.nestersoft.com/timeleft/index.shtml?ref=mehmetsoylu.com" target="_blank">Time Left.</a></p>
<p>Bütün özelliklerini tam keşfetmiş değilim programın. Ama iki önemli özelliği var. Bir geri sayım ve alarm özelliği, ikincisi masaüstünde not alabilmek için kutucuklar sunması. </p>
<p>Ben 40 dk sürelerde 10 dk molalar vererek öğrencilikten kalan alışkanlığımı korumaya başladım. Bu arada boyun ve göz antremanları yapmayı ihmal etmeyin derim.</p>
<p>Göz antremanları için çok basit bir reçete var. Gözlerinizi bir kaç dakika kırpın. Sonra parmağınızı burnunuza yaklaştırın ve parmağınıza odaklanın. Hiç kımıldamadan odaklandığınız noktayı daha uzak bir yerle değiştirin. Mesela duvara bakın. Bu şekilde göz kuruluğu ve bozulmasına karşı iyi tedbirler almış oluyorsunuz. </p>
<p>Ufak antremanlar yapabilecek durumda, evinizde falansanız şu videoyu şiddetle tavsiye ederim.</p>
<p><object width="450" height="404"><param name="movie" value="http://www.uzmantv.com/getswf/ZrTQQTN22DU" /><param name="WMode" value="Transparent"><param name="allowNetworking" value="all"/><param name="allowScriptAccess" value="always"/><embed src="http://www.uzmantv.com/getswf/ZrTQQTN22DU" wmode="transparent" width="450" height="404" name="player" type="application/x-shockwave-flash" allowScriptAccess="always" allowNetworking="all" /></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehmetsoylu.com/programcilarin-en-buyuk-hatasi-mola-vermemek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
