Updates from Aralık, 2009 Toggle Comment Threads | Keyboard Shortcuts

  • admin 10:26 on 31 December 2009 Permalink | Reply  

    Müslümanlar ve savaş 

    Neden müslümanların olduğu coğrafyalarda hep kan akar ? Hangi ülkede çekilmiş tahmin edin bakalım. Irak, Tayland, Azerbaycan, Filistin, Afganistan, Pakistan, İran, Endonezya, Malezya, Nijerya, Kenya, Somali … ? Ya da herhangi bir müslüman ülke. Hatta aracın markasıda toyota. Hangi müslüman ülke bir araç markasına sahip ki ? İşte bu yüzden değil mi bu ülkelerin acizliği ? Askerde bir komutan kendini bu hale düşüren müslümanlarda suç demişti. Ne diyim nerede çekildiği belli olmayan şu fotoğraf her şeyin özeti…

    Share
     
  • admin 02:49 on 14 December 2009 Permalink | Reply
    Tags: google map, hollanda, istanbul, wikipedia   

    Hollanda,İstanbul,Google Map ve Wikipedia 

    Bir arkadaşımın Hollanda hakkında Facebook’ta gönderdiği videoda geçen şehri merak ettim ve google map üzerinden aradım. Wikipedia girdileri ile eşleştirme özelliği eklemiş google map. Hollanda için wikipedia imlerini göster diyince bir anda ekran doluverdi. Sonra İstanbul için denedim. Durum hiç iç açıcı değil :\

    hollanda (Custom)

    Hollanda Wikipedia Yoğunluğu

    istanbul (Custom)

    İstanbul Wikipedia Yoğunluğu

    Not : Ödevleriniz dahil bir sürü şeyi bulduğunuz canım Wikipedia şu sıralar yardım toplama işlerine girdi. Bir kaç milyon dolara ihtiyaçları var ve yanlış tahmin yapmıyorsam yarsını topladılar. Diğer yarı için destek verebilirsiniz. Donate için buyrun diyelim.

    Share
     
  • admin 10:15 on 24 November 2009 Permalink | Reply
    Tags: alışveriş, çekiliş, e-ticaret, müzayede   

    Müzayede ve Alışveriş Sistemi Fikri 

    Altivi.com resmen kapandığından beri kendisinden bir daha haber alamadık. Benim hatırladığım 30 kişi göz altına alınmış, bir kaçı tutuklanmıştı. Sonra benzerleri vs. çıktı. Bu arada legal alışveriş sistemleri arkasındaki bazı firmalarda silindi. Örneğin mavi bilgisayar. Bir gün herşeyi kapatıp, malları alıp gitmişlerdi. Yine benim kendilerinden haberim yok ne oldu ne bitti bilemiyorum. Başka alışveriş siteleride iflas bayraklarını çektiler.

    Bu tip sistemlerde günlük operasyonlar gerçekten zorludur. Tedarik, kargo, depolama gibi işlerin hesabı çok iyi yapılmalı, yollar tıkandığından alternatif olarak hangi yol derman olur iyi tahlil edilmelidir. Bunların hesabını yapmadan işe giren hem alış veriş hem müzayede sistemleri yok olmaya mahkum. Bunu bildiğimden elimde her türlü teknik imkanım yazılımcı olduğumdan doğal olarak varken girmedim bu işlere. Çünkü ürün kalitesi gibi çok önemli bir etkende dışarda kalan firmaların elinde olacak ve müdahil olamayacağımı biliyorum.

    Tüm bunlardan zaten Türkiye’de  gerçek anlamda kaliteli ürün yelpazesi sunabilen firmada yok. 1000′den fazla farklı ürünü farklı ihtiyaç alanlarında olacak şekilde temin edip adam gibi işini yapabilen bir firma varsa gösterin bana ben de bileyim. Bir sitede hem banyo dolabı hem de kol saati hem ekran kartı hem de oto lastiği satılıyorsa on kere düşünün alış veriş etmeden. İyi tartın ölçün biçin derim.

    Peki tüm bu alışveriş sistemleri ve müzayede sistemleri başarısızlıkları içinde başarılı  başarılı olabilecek, daha çok para kazanmak ya da zarar etmemek için manüpüle edilmesinede gerek olmayan bir orta yol var mı ? Evet var. Bu ikisini anlamlı şekilde birleştirmek, hem müşteri hem satıcıyı performansı ölçüsünde memnun etmek mümkün. Kısaca sistemi anlatayım.

    Bir A ürünü piyasa fiyatı 100 TL olsun. Sistem tıpkı müzayede sistemleri gibi 1 TL teklif bedeli ile teklifler toplasın. Diyelim 150 kişi teklif verdi. Ve en yüksek tekil teklifi veren Ahmet Bey 68 TL ile ürünün sahibi oldu. Kendisine toplam maliyeti 68 TL ürün bedeli + 1 TL teklif bedeli ( artadabilir bu önemli değil ) + kargo şeklinde. Satıcı şirketin zararı 32 TL ürün satışı için. Ama 150 TL teklif bedelleri toplandığında bu normal piyasa bedelinin 150 TL + 68 TL ile 228 TL ederek çok çok üstü bir rakama satılmış ve satıcı şirket kar etmiş oluyor. Buraya kadar herşey satıcı şirket tarafında ve müşterilerin çoğu şanslarını denedikleri ile kalıyor.

    Peki bir düşünelim. Ya satıcı şirket 228 TL toplam bedelden 128 TL teklif veren tüm kullanıcılarına teklif sayıları ile orantılı olarak,  otomatik şekilde dağıtır ve tıpkı normal bir alışveriş sistemleri gibi ürünü 100 TL’ya satmaya razı olursa. Bu şekilde müşterilerde 150 TL teklif  toplamından sadece 32 TL’lık kısmını öderlerse herkes mutlu olmayacak mı ? Müşteriler hesaplarına aktarılan bu bedelleri ister hemen al ürünlerde, ister yeni tekliflerde, isterlerse de nakit olarak talep edebilirler. Satıcı için ürün satıldığından artık sorun yoktur çünkü.

    Tek sorun satıcının başına şu gelebilir diyebilirsiniz. 100 TL ürün için sadece 10 teklif alır ve ürünü 5 TL’ya satmak toplamda 15 TL kazanmak zorunda kalabilir. Bunun iki çıkış yolu mevcut. Ya ihale iptal edilir ve sistem ürünü bu durumda satmayacağını sözleşmesinde ilan eder ya da teklif sayısı yeter seviyeye ulaştığından arttırma sonlandırılması yapılır. Bu şekilde satıcıda zarar etmeyecektir.

    Fikrimi kullanmak isteyenler buyursun satın alsın :)

    Share
     
  • mehmet 20:55 on 06 September 2008 Permalink | Reply  

    .Com türk şirketlerinde doğal seleksiyon başladı 

    Türkiye’de internet pazarı oturmadı. Uzun sürede oturacağa benzemiyor. İnternette aktif rol alma konusunda varolan offline asılı ve görsel medya şirketleri Türkiye’de belirgin bir başarı elde edebilmiş, fark getirebilmiş değiller. Tam tersi Türkiye’nin baba medya grubu Doğan’ın pek çok projesi ölü doğdu ya da öldü. Klasik TV, radyo, gazete mantığı internette maya tutmuyor.

    Öte yandan Ersan Özer, eTohum toplantılarında kullanıcı üretimi içeriğin Türkiye’de aslında varolmadığını adeta kanıtlarcasına bir konuşma yapmış. Haklı olduğu kısımlar çok fazla. Ama tek bir unsuru görmezden geliyor. Türkiye’de tek alana hitap eden kullanıcı üretimi içerik sahibi sosyal ağlar henüz yok. Sosyomat’ın özelleştirilebilir gruplar kanalı iyi düşünceydi ama olgunlaşamadı. Bugüne kadar başarılı bir facebook uygulaması bile çıkmadı bu alanda. Ama başarılı örnek olarak tam oturmasada DonanımHaber gösterilebilir. %60′a yakın içeriği kullanıcılar forumlarda üretiyor. Pillinetwork ayrı güzel bir örnek. Bu da yakında asenkron editör onaylı ve tek alanda tek şekilde hizmet veren oluşumların olabileceğini gösteriyor.

    Böyle Türkiye’de bakınca .com pek çok şirket iflas bayrağını çekecek.

    Weblebi.com iflas ettiğini geçenlerde açıklamıştı. Arkasında Shobbo.com geldi. Fakat konu ne varolan medya şirketlerinin ne de web 2.0 kullanıcı üretimi içerik mantığının işlememesi değil. Asıl neden henüz internet sektörünün yeter feedback tecrübeye sahip olmaması. Bu yüzden pek çok daha başarısız girişimde olacak.

    Bu tecrübesizlik özellikle maliyet ve işletme konusunda öngörememezliğe yol açıyor. Özellikle istihdam maliyetleri göz önünde bulundurulmuyor. Kendi istihdamını şirketinde kendisi sağlayan birisi olarak söyleyeyim, bir elemanın istihdamından asla maaşından fazla kar elde etmeyi düşünmeyin. Bu olsa olsa bir hayaldir. Tıpkı bir malı maliyetinin iki karına satmak gibi bir hayal. Bu hayali kurarak bir yazılımla yıllarca düzenli para kazanacağını zannedenler benzeşiyor. Yazılımların evrim gereksinimlerini yazılımcıların, hatta tecrübeli yazılımcıların karşılayabileceğini anlamak lazım. Henüz standartlarının oturmadığına inandığım web yazılım işi Türkiye’nin kendine has şartlarında sektör içinde birbirine uyumlu donelere de sahip değil. Bu uyumsuzluk eğitimsizlik ve tecrübesizlikten kaynaklanıyor. Bu yüzden yurtdışı üretimi, açık ya da özgür yazılımların çözümleride ancak geçici çözümler olabilir.

    Bu maliyet ve tecrübesizlik yanında bir diğer sorun : projelerin sahipleri bence dünyada ki teknolojik web evrimi, söz gelimi web 3.0 gibi gelecek senayoları dikkate almıyorlar. Şimdiden bu şekilde bakınca; efiyat.com, cimri.com gibi sitelerin uzun süren bir başarısızlık, kararsızlık süreci yaşayacağını görmek bu açıdan hiç zor değil. Fiyat karşılaştırmak düşünüldüğü kadar faydalı bir model olmayacak.

    Özetle şöyle diyebilirim, pek çok .com girişim tıpkı Amerika’da olduğu gibi hüzünle sonuçlanacak. Şu anda Amerika’da olan döneme Türkiye olarak giriyoruz. Fakat şunu unutmamak gerek, ülke olarak böyle bir dönemi hızlı atlatmalıyız. Bu dönemin uzaması zaten az olan zamanımızın daha da azalması, zaten az olan imkanlarımızın daha da imkansızlaşması demek olacak. Şu dönemi türm türk girişimcilerin az yara bere ile atlatması dileğiyle hoşçakalın…

    Share
     
    • Gorkem PACACI 05:15 on 11 Eylül 2008 Permalink

      Kullanicilar tarafindan olusturulan icerik diyince eksi sozlugu es gecmemek lazim bana kalirsa.

    • mehmet 13:13 on 11 Eylül 2008 Permalink

      Videolarda o söyleniyor Ersan Özer’e. Onunda dediği gibi ekşisözlük jargon eğitimini çaylaklık döneminde yazarlarına zorla da olsa veriyor. Yani ön eğitim yapıyor imla kuralı kaliteli içerik açısından. Çok seçiciler. Yoksa tamamen serbest olup kaliteli bir kaynak oluşturmuş siteler hakkaten yok.

    • Türel Özdil 10:56 on 12 Eylül 2008 Permalink

      Öncelikle kullanıcı içeriği sadece kullanıcının girip bir şeyler yazdığı bir şey değildir bence. Türkiye’de hala adam akıllı gelişmiş kullanıcı içeriği bazlı bir site görmüyorum açıkcası. Bu kesinlikle mevcut siteleri küçümsemek yada hor görmek değil.

      Bizde sağlanan içerik 1 cümle, 2 cümle maksimum 10 cümle. Ama kamerayı gerçekten kullanıcı içeriğyle gelişen sitelere çevirdiğinizde karşınıza devasa bilgi kaynakları çıkıyor. Aradığınız her şeyi hatta sorununuza çözüm sunacak kadar sonuç bulabiliyorsunuz.

      Sonuç olarak değinmek istediğim konu her şeyden önce “kullanıcı içeriği” nedir ve “bunun için ne tarz kullanıcıya ihtiyaç vardır?” sorularının cevap bulması lazım olduğudur.

    • Gorkem PACACI 11:41 on 12 Eylül 2008 Permalink

      Eksi’nin yazar secmininde oyle kritik bir asama yok, 10 tane entry yaziyorsunuz (ne ile ilgili olursa olsun) ve bu entry’ler birine hakaret icermeyip bir ‘sozluk tanimi’ formatina uyuyorsa sorun yok, onaydan gectikten sonra yazarsiniz. Ne yazarsaniz yazin kimse de sizi yargilamaz. Alenen yanlis bilgi bile verseniz kimse yazdiginizi sorgulamaz, silmez.

      Bu serbestligin kotu yani, icerigin cok daginik ve odaksiz olmasi. Fakat eksi hala ayaktaysa bunu bu daginik ve kontrolsuz icerige borclu, cunku su noktada isin eglencesi bu icerigin cokkutuplulugu ve alternatifligine bagli halde. Diger yandan, mesajlar ve ‘idare’ ile olan diyalogun kisitli ama bir o kadar da sicak bir zemine oturmus olmasi bir ‘aile’ kivami getiriyor ve, bu kadar cesitli bilgiye sahip insana bir mesaj uzakta olmak baska bi zevk.

      Bu baglamda bence eksi ‘wikipedia’, ‘about.com’, ‘yahoo answers’ gibi sitelerle serbest forumlar arasinda biryere oturmus durumda. Sirf eksi icin yazilmis on sayfalik sosyolojik tahlili de entry olarak okuyabilirsiniz, ‘kurufasulye’ basligina yazilmis ‘dun yedigim leziz yemek’i de.

    • mehmet 12:04 on 12 Eylül 2008 Permalink

      Bence Ekşi tam tersi çok sıkı elemelerden geçiriyor kullanıcıları. İstatistikleride bunu gösteriyor zaten. Mesela;

      caylak 141312
      onay bekleyen caylak 38458

      şeklindeyken;

      yazar 13936

      kadar yazarı

      gammaz 763

      kadar gammazı var. Yani içerik kontrol altında denilebilir. Sık sık başının mahkemelerle derde girdiğinide düşünürsek kontrolsüzlük imkansız.

      Aslında konu ekşi üzerinde dönüyor ama Ersan Özer’in demek istediğide bu. Ekşi kadar kaliteli kontrollü ya da kontrolsüz ikinci bir site göstermek çok zor. Ama kullanıcı içeriği kaliteli olsa tıpkı akla gelecek video siteleri gibi ona yakın kullanıcı içerikli siteyi bir çırpıda saymamız lazımdı. Ama sayamıyoruz. Bununda dışında medyada internete uygun güncelliği önem ifade edecek bir içerik üretimide yok. En önemli ziyaretçi sayısı alan milliyet.com bile haberlerine bakarsanız çoğunun internetik anlam ifade etmesi zor. Biz de, yani türk milletinde genel olarak sözel bir kültür olduğundan, yazmaya alışık olmadığımızdanda kaynaklanıyor bu sanırım.

  • mehmet 13:22 on 18 August 2008 Permalink | Reply
    Tags: insan, tecrübeler   

    İnsan, tecrübe ve değişim 

    Dünya git gide daha güvensiz bir yer olmaya başlıyor. İşin kötüsü güvenlik konusu cezayı yine dünyaya kesiyor. İnsanlık olarak inanılmaz bir kısır döngü içindeyiz. Dünyayı, onun içinde kurduğumuz sistemi öyle bir hale getirdik ki kendi türüne ihanet eden insanoğlunu meydana getirdik.

    Nasıl mı ?

    Çok basit bir teori bu aslında. Kaynaklar tükendikçe hala varolanları korumak bile dünyanın kaynaklarına zarar vermeye başladı. Çok basit bir örnek,

    “Atina Belediye Başkanı Dora Bakoyianni, Olimpiyatların güvenlik maliyetinin bir milyar doların üstüne çıkacağını söyledi.”

    Bana göre inanılmaz bir rakam. Avrupa’da bir şehirde, üstelik tüm dünya ülkelerini ilgilendiren ve bir araya getirdiğini söylediğimiz bir etkinlik düşünün. Bu etkinlikte güvenliği sağlamak 1 milyar doları bulsun. Peki zarar verecek etken ne ? Yine biz insanlar.

    “Roma, 1960 yılında olimpiyat oyunlarına ev sahipliği yaptığı sırada, güvenlik konusu bugünkü kadar büyük bir endişe kaynağı değildi.”

    Peki bu 44 yılda ne değişmiştir ?

    Bu 44 yılda soğuk savaş bitti. Bu 44 yılda sistem insanoğluna değil, onu yönetenlere hizmet etmeye başladı. Bu 44 yılda Amerika gücünü diğer ülkeler üstünde kanıtladı. Bu 44 yılda insan artık paranın kölesi haline geldi.

    Çok basit açıdan düşünün. Sizce bir sunucuya saldırı, hackleme girişimi gelmeyecekse verimi ne kadar artar ? Yüzde 10 mu ? Peki güvenlik yazılımları üreten firmalar farklı işlerle uğraşsa mesela performans ve test işleriyle, bir yüzde 10 daha artar mı ? Peki yazılımcılar ürettikleri yazılımlar içinde güvenlik önlemleri almasa, evet almasa ne kadar işi ne kadar sürede yaparlar ?

    Kaygılar artacak. Güvenlk maliyetleri artacak. Dünya da kullanılabilir enerji azaldıkça, onun için verilen mücadele artacak. Ve bir gün insanoğlu paylaşmayı öğrenmek zorunda kalacak.

    4000 yıldır yazıp okuyabiliyoruz.
    1500 yıldır kitaplar üretebiliyoruz.
    570 yıldır kitapları matbaa ile çoğaltabiliyoruz.
    67 yıldır sayısal veri depolama işini yapabiliyoruz.
    38 yıldır bilgisayarlar arasında veri gönderiyoruz.
    19 yıldır sayısal verileri tüm dünya world wide web sayesinde paylaşabiliyoruz.

    Böyle bakınca insanoğlunun hafızasının ne kadar zayıf olduğunu görmemek çok zor. Nesiller arasında tecrübelerin ne kadar çok fark ettiğini düşününce, bu tecrübelerin net şekilde aktarımları için daha çok küçük bir çocuk gibiyiz. Belki bunları bir gün yaptığımız hatalarla torunlarımıza olduğu gibi aktarırsak, işte o zaman dünyanın canını yakmayı bırakmış, onun hakimi değil bir parçası olduğunu kabul etmiş bir medeniyet varolabilir.

    Share
     
c
compose new post
j
next post/next comment
k
previous post/previous comment
r
reply
e
edit
o
show/hide comments
t
go to top
l
go to login
h
show/hide help
shift + esc
cancel