Müzayede ve Alışveriş Sistemi Fikri
Altivi.com resmen kapandığından beri kendisinden bir daha haber alamadık. Benim hatırladığım 30 kişi göz altına alınmış, bir kaçı tutuklanmıştı. Sonra benzerleri vs. çıktı. Bu arada legal alışveriş sistemleri arkasındaki bazı firmalarda silindi. Örneğin mavi bilgisayar. Bir gün herşeyi kapatıp, malları alıp gitmişlerdi. Yine benim kendilerinden haberim yok ne oldu ne bitti bilemiyorum. Başka alışveriş siteleride iflas bayraklarını çektiler.
Bu tip sistemlerde günlük operasyonlar gerçekten zorludur. Tedarik, kargo, depolama gibi işlerin hesabı çok iyi yapılmalı, yollar tıkandığından alternatif olarak hangi yol derman olur iyi tahlil edilmelidir. Bunların hesabını yapmadan işe giren hem alış veriş hem müzayede sistemleri yok olmaya mahkum. Bunu bildiğimden elimde her türlü teknik imkanım yazılımcı olduğumdan doğal olarak varken girmedim bu işlere. Çünkü ürün kalitesi gibi çok önemli bir etkende dışarda kalan firmaların elinde olacak ve müdahil olamayacağımı biliyorum.
Tüm bunlardan zaten Türkiye’de gerçek anlamda kaliteli ürün yelpazesi sunabilen firmada yok. 1000′den fazla farklı ürünü farklı ihtiyaç alanlarında olacak şekilde temin edip adam gibi işini yapabilen bir firma varsa gösterin bana ben de bileyim. Bir sitede hem banyo dolabı hem de kol saati hem ekran kartı hem de oto lastiği satılıyorsa on kere düşünün alış veriş etmeden. İyi tartın ölçün biçin derim.
Peki tüm bu alışveriş sistemleri ve müzayede sistemleri başarısızlıkları içinde başarılı başarılı olabilecek, daha çok para kazanmak ya da zarar etmemek için manüpüle edilmesinede gerek olmayan bir orta yol var mı ? Evet var. Bu ikisini anlamlı şekilde birleştirmek, hem müşteri hem satıcıyı performansı ölçüsünde memnun etmek mümkün. Kısaca sistemi anlatayım.
Bir A ürünü piyasa fiyatı 100 TL olsun. Sistem tıpkı müzayede sistemleri gibi 1 TL teklif bedeli ile teklifler toplasın. Diyelim 150 kişi teklif verdi. Ve en yüksek tekil teklifi veren Ahmet Bey 68 TL ile ürünün sahibi oldu. Kendisine toplam maliyeti 68 TL ürün bedeli + 1 TL teklif bedeli ( artadabilir bu önemli değil ) + kargo şeklinde. Satıcı şirketin zararı 32 TL ürün satışı için. Ama 150 TL teklif bedelleri toplandığında bu normal piyasa bedelinin 150 TL + 68 TL ile 228 TL ederek çok çok üstü bir rakama satılmış ve satıcı şirket kar etmiş oluyor. Buraya kadar herşey satıcı şirket tarafında ve müşterilerin çoğu şanslarını denedikleri ile kalıyor.
Peki bir düşünelim. Ya satıcı şirket 228 TL toplam bedelden 128 TL teklif veren tüm kullanıcılarına teklif sayıları ile orantılı olarak, otomatik şekilde dağıtır ve tıpkı normal bir alışveriş sistemleri gibi ürünü 100 TL’ya satmaya razı olursa. Bu şekilde müşterilerde 150 TL teklif toplamından sadece 32 TL’lık kısmını öderlerse herkes mutlu olmayacak mı ? Müşteriler hesaplarına aktarılan bu bedelleri ister hemen al ürünlerde, ister yeni tekliflerde, isterlerse de nakit olarak talep edebilirler. Satıcı için ürün satıldığından artık sorun yoktur çünkü.
Tek sorun satıcının başına şu gelebilir diyebilirsiniz. 100 TL ürün için sadece 10 teklif alır ve ürünü 5 TL’ya satmak toplamda 15 TL kazanmak zorunda kalabilir. Bunun iki çıkış yolu mevcut. Ya ihale iptal edilir ve sistem ürünü bu durumda satmayacağını sözleşmesinde ilan eder ya da teklif sayısı yeter seviyeye ulaştığından arttırma sonlandırılması yapılır. Bu şekilde satıcıda zarar etmeyecektir.
Fikrimi kullanmak isteyenler buyursun satın alsın :)
Bir film düşünün hiçbir derdi olmasın. Hiçbir dertten dem vurmasın. Üstüne üstlük ne de olsa o kadar studyo çekimi yaptık, evciklerler, kıyafetler falan ayarladık bu yüzden senaryoda da kurguya falan pek ihtiyacımız yok desin. Oyunculuklarsa abartılı bir tavır sergileyim derken iyice ele göze bulaştırılsın. Oyuncularda zaten birbiri ile değil filmin konusu filse filin tuttuğu yerleriyle oynasın dursun. İşte bu film ezel akay’ın malesef yönettiği yedi kocalı hürmüz oluyor.
“Bizi uyarmışlardı” sloganı ile izleyiciyi çağıran bu film ilk dört çeyreğinde dünyayı resmen başımıza yıktı. Resmen arada üzüldüm. O kadar diyorum. Üstelik dalgınlıkla dublajlısına gitmişim, normalde arada buna üzülürdüm ama bu sefer filmde olanlara üzüldüm. O kadar umutsuzluk veren görüntüler var. Şöyle cesaretiyle, adabıyla, doğru dürüst bir ölüm sahnesi bile yok. Bakmayın amerikan başkanı güya ölüyor ama o da neden çekiliş yapmadım diye. Bir de şu parayı veren düdüğü çalar mevzusu hiç gerçekçi değil. Bir de hayvanları falan yüklemek heralde bayağı bir hayal ürünü olsa gerek. Koca koca davinci’nin, rembrandt’ın eserini paket edip onlarca kilo taşıyacaklarına bir iki yüksek iq adam alsalar çok daha iyiymiş. Dahası o çantasına kitap dolduran amcam amazon reader cihazı yüzlerce kitap alıyordu ondan alsan ya :)