Kucuk sehirler ve kahrolasi rehavetler

Gordugum kadari ile kucuk bir sehrin rehavetini farketmesi neredeyse imkansiz. Ozellikle bizim gibi konusarak kulturel hayatini idame ettiren toplumlarda kucuk sehirlerde insanin basi yeterince belaya girmedigi icin bir gereksiz rahatlik var. Bu tur sehirde gelir modeli genellikle memurluk oluyor. Devlet memurlara memurlar da esnaflara vererek sehrin gecimini sagliyorlar. Tam da en sevmedigim sey ortaya cikiyor. Uretime dair kultur yoksunlugu. Bu tur bir fakirligi insan kendini kiyasla olcmeye basladiginda hissetmesi cok zor. Hatta gordugum kadariyla imkansiz.

Bir kac cumlede, buyuk rahatlik ve emin olma hissiyle anlativerilen hayat tarzlari sahiplerinin agizlarindan ote anlamli gelmiyor. Cunku bir zincirin halkasi olmak yerine zaten kucuk olan sehirde herkes kendi coplugunu kurup onun horozu olmak pesinde.

Coktandir kendimden baskalarina anlatmak istedigim baska bir konu da var aslinda. Hani hep soylerler, ulkemizde az kitap satiliyor, kimse okumuyor. Iste ben buna pek inanmiyorum. Son bes yil icinde bir cok ulkeden bir cok insanla tanistim. Ulkemiz ve dunya hakkinda pek cok konuda konustum. Bu insanlarin cogu da birden cok ulkede uzunca sureler yasamis insanlardi. Fakat ben dusunuldugu gibi kitap okumama cehaletini toplumumuzda gormuyorum. Ama bir Teksas kutuklu insanda rahatlikla gorebiliyorsunuz. Bunun nedeni benim teshisime gore cok konusmamiz ve kulturumuzu, haberleri, ogrendiklerimizi hizlica etrafimizdakilere sozlu olarak aktarmamiz. Hatta bahse girerim dunyada telefonda en cok konusan toplumlardan biriyizdir.

Sozlu kultur bizim yasli ve yazili kulture alisik toplumlarca anlasilmamizi zorlastiriyor. Hesaplari Bagdat’tan donuyor bu yuzden. Fakat ayni zamanda bir de dezavantaji var ki toplumu adeta engelli duruma sokuyor. Bu da uretimin artik kumulatif bilgiler ve egitimlerle mumkun oldugu dunyada pek rol alamamiz anlamina geliyor. Hatta durum oyle kotuye gidiyor ki artik uretilmis urunleri bile kullanmakta, kullanim klavuzlarini okumakta sorun yasiyoruz. Son montajlari yapacak isgucunu bile yetistiremiyoruz.

Kucuk sehrin rehavetindeki caresizlikte burada basliyor. Hem uretim kulturunun, ekosisteminin olusmasi icin yeterince okuyup yazan yok, hem de durmadan konusmak istiyor kucuk sehrin insani. Cunku okumakla kendi kucuk dunyasinin sorunlarinin alakasi bu kulturel anlayista yok. Dahasi uretmeye ve uretene karsi mantiksizlik seklinde bir rezistans gelistiriyor. Garipsiyor, otekilestiriyor. Memur mesaisi disinda isim var dediginiz zaman bunu bildikleri arasinda bir yere oturtamiyor. Hatta yer yer bunu bir tepki saniyor.

Daha otesinde kucuk sehrin insani sehrinin otesinde buyumekte zorlaniyor. Aldigi sorumluluklar sehrin verdiginden ote olmayinca hayatinin en cok ozledigi donemine saplanip kaliyor ve her yasinda bunu yasamak istiyor. Biz lisede cilgindik, biz universitede ucardik kacardik gibi dusuncelere daliyor. Oysa uretim kulturunde ilerlemeden, ogrenmeden birsey yapmaniz imkansiz. Dolayisi ile yasinizin degil tum uretim kulturunde o zaman diliminde olmaniz gerektidigi yerde olmak icin cirpinmaniz gerekiyor. Bu da bir dert demek oluyor. Zira bunun farkindaligi olan maasinizi ya da tarifini sevdiginiz hayat anlayisinizi degil, olmayanlari hatirlatiyor size. Uretmeniz, yapmaniz gerekenleri. Bu da kendine karsi durust olanlar icin ic burkan, olmayanlar icin bilincalti ya da ustu agresiflige donusuyor. Anlamsiz muhafazakarlik ise bu agresifligi sozlu kultur icinde surdurulebilir kiliyor. Yoksa rahatsiz edici bir anlasmazlikta bir kac kelime konustuktan sonra tekme tokat kavga edebilmek emek verilen bir kulturel hayatta cok mumkun degil.

Recete her zamanki gibi aci. Sunulan hayatin ve standartlarin disina cikmak icin uretmek gerekiyor. Hatta etrafinizdakileri de her seye ragmen uretmeye sevk etmek gerekiyor. Yoksa geriye kalan kahrolasi rehavetler diyip, bir cirpida anlatilacak bir hayat tarzina esir olmak.

Blog isleri : Menemen nasil yapilir ?

Bu yazimda sizinle basit bir menemen tarifi paylasmak istiyorum. Aslinda amacimi tariften sonra aciklayacagim. Asagidaki adimlari takip edip malzeme listesini goruldugu gibi hazirlayabilirsiniz. Liste soyle;

  • Sucuk
  • Biber
  • Sogan
  • Domates
  • Yumurta
  • Sivi yag
  • Dilerseniz tuz, karabiber ve/veya pul biber

Malzeme miktarlarini her biri bir yumurta olacak gibi ayarlayabilirsiniz. Bir kisi icin miktarlar bu sekilde. Tabi baharatlar icin bir tutam yani bir cay kasigindan bile az olmali. Ben sucugu daha da az kullayorum.

Tarif ise soyle. Once malzemelerinizi fotograflarda goruldugu gibi dograyip hazirlayin. Orta ateste yagi biraz kizdirdiktan sonra kisik ateste biber ve sucugu ilave edin. Bu asamada biraz karabiber ekleyebilirsiniz. Kapagi kapali bir sure pissin. Onlar tam pismeden de sogani ekleyin. Sogan hizli yanabilecegi icin ates kisik kalsin. Yine sogan pismeye yakin domatesi ekleyin. Domates ile birlikte pismeleri icin kapagini kapatin. Tum bu sure 6-7 dk tutar. Sonra goruntu hafif yemek goruntusu oldugunda yumurtalari ekleyin. Dilerseniz bu asama biraz tuz ekleyip karistirin. Yumurtanin pismeye yakin pul biber ekleyip karistirabilirsiniz. Pisince ocakta bir dakika bekletip sogutun. Cayiniz da hazirdir umarim. :)

Beni taniyanlariniz bu blog neden burada diyebilir. Zira yemek yapmayi sevsem de icerik yemek yapmak isteyenler icin pekte onem arzetmiyor. Fakat hem kendime hem size blog yazmanin, icerik uretmenin o kadar kolay olmadigini gostermek istedim. Ornegin bu fotograflarin yuklenmesin bile bir is yuku var. Fotogaflari yukleyince de her birinin aciklamasini ve fotografin alt etiketinde ne yazacagini yazmaniz gerekiyor. Arama motolarinda ust siralarda yer almak icin bu sart. Ayrica fotograflar uzerinde de yazi olmasi iyi olabilir. Snapchat kullanarak cektigim icin bunun icin ayrica bir fotograf editoru kullanmadim. Ama online bir editor su an aklima plugin olarak gelmiyor. Bunun icin ugrasin derim.

Ayrica bloglarin yedeklenmesi hep o kadar da kolay olmuyor. Yedegin tasinmasi ve tekrar kurulmasi hep bir sorun. Tabi yedeginiz tam ise. Siz zipleyip indiriyorum derken ya da database verisini almamisken yedegin bir anlami olmayabiliyor. Upload edilen dosyalarin amazon s3 gibi servislere yuklenmesi cozum ve veritabaninin burada barindirilmasi daha iyi bir cozum gibi. Fakat blog yazilimlari yine plugin araciligi ile amazon servisleri ile iletisim kuruyor. Bu pluginlerin guncel kalip kalmayacagi ise ayri bir sorun. Bir plugin yuzunden blogunuz gunlerce sorun yasayip yayin disi kalabilir.

Blogspot vb. hazir sitelerdeki cozumler ise size tema ve reklam yerlesimi konusunda sorun yasatabiliyor. Dahasi bu servisler maalesef ulkemizde bir blogdaki yazidan dolayi mahkeme karari ile tamamen engellenebiliyor. Bu da sizin emeklerinizin DNS kullanmayi bilmeyenler icin bosa gitmesi demek. Yemek bloglarinda bu onemli bir sorun olabilir.

Ayrica icerigin nasil sunulacagi da buyuk bir soru isareti. Gunumuzde tabletler ve telefonlar mutfakta cok daha populer. Cogunlugun evinde yazici falan da yok zaten. Blogunuzun yazdirilip okunacagini dusunmuyorsunuz umarim. Bu yuzden blogunuzun responsive ya da adaptive olmasi sart. Yani mobil ortamlarda farkli cihazlarda rahatlikla kullanilabiliyor olmali. Tabi bu konu yaninda yine reklam kullaniyorsaniz yeni bir reklam yerlesim sekli ve arama motorlarinda mobil surumu olduguna dair blogunuza eklemeniz gereken kodlar demek oluyor.

Icerik sunumunu yemek bloglari icin en iyisi video diye dusunebilirsiniz. Fakat bu sefer de isler o kadar yolunda gitmeyebiliyor. Videonuzu sunarken hata yapmamaniz ornegin yemegi yakmamaniz gerekli. Ayrica sunumunuzun da iyi olmasi icin iyi bir ekipmaniniz, akici bir konusma yeteneginiz olsa iyi olur. Tabi video olarak sundugunuz icerikler de her konuda daha detayli soz edebileceginizi ve sure ve malzemeleri iyi aciklayabileceginizi dusunebilirsiniz. Fakat herkesin zamani ve maalesef videoyu saglikli izlemek icin internet kotasi olmayabilir. Ozellikle ulkemizde 1-2 gb verilen mobil kotalar dusunuldugunda tek cozum hem video hem de icerik olacak gibi duruyor. Tabi videonuzu youtube’da sunabilirsiniz ama dikkat edin renk katsin diye eklediginiz muzikten dolayi videonuz veya kanaliniz engellenmesin ki emekleriniz bosa gitmesin.

Sozun ozu internette icerik uretmek, bunu ulasilabilir ve surdurulebilir sekilde sunmak, kitlenizi iyi analiz etmek, zamaninizi iyi kullanmak cok kolay isler degil. Fakat tabi ki pes etmeyin. Her gun ogrenmeye, yeni fikirlerle isinizi kolaylastirmaya devam edin. Tipki yemek yapmak gibi icerik urettikce uretmesi kolaylasan bir is. Herkese iyi sanslar…

 

 

Tabletle egitim uzerine

Bu konuda lisans egitimi aldigima gore konu ustune sesli dusunebilirim dedim. Her anlamda ve seviye cok ciddi yanlislar goruyorum.

Buyuk yanlis bana gore k12 duzeyindeki tabletle ogrenme sevdasidir. Devlet tablet ve akilli tahta ile egitimde adeta cigir actigini dusunuyor. Ogretmenler her seyi tablette yapmak zorunda olduklarini saniyorlar ya da bazi seyleri yapamayacaklarini dusunuyorlar. Ogrenciler genel olarak okulda neden bulunup egitim aldiklarini anlayamadiklari gibi tablette oyun oynamayi birakip bir seyler ogrenmeye calissalar bile kafalari kotu materyallerle daha cok karisiyor.

Ilk olarak devletin egitimde tablet ile harikalar yaratamayacagini anlamasi lazim. Hele ki dagitilan tabletlerle bu imkansiz. Egitsel katkisi sadece destekleyici olabilir. Tablet asla tam bir egitim ortami olamaz. Olmamasi da zaten ozellikle k12 ogrencileri icin gereklidir. Iletisim kurma, oyun oynama , hatta karsi cinsi tanima donemlerinde sterilize edilmis bir egitim ortaminin o kadar da iyi olmayacagini dusunuyorum.

Ikincisi ogretmenler devletin farkinda olmadigi bu durumun daha cok farkinda olsalar bile uygulamada tablete ne kadar zaman ve hangi konuyu ayirmalari gerektiginde bence ciddi sorun yasiyorlar. Ozellikle yapamayacaklari noktalara cok buyuk sorunlar olarak odaklaniyorlar. Ornegin tablette nasil kesirli sayi yazacagim cocuklar da yapamiyor gibi sorunlar yasiyorlar. Bunlarin cozulmesi hizmet ici egitimlerde ciddi zaman alacaktir.

Son olarak tabletin veya akilli tahtanin egitsel acidan katkisi olacagini dusunmuyorum. Hatta ogrenme zamanindan ciddi caldigi kanaatindeyim. Tabletlerin sarji biter, bozulur, islemlerde bazen inanilmaz yavaslar ve maalesef kitap kadar saglam ve uzun omurlu degillerdir. Teknik olarak yazilim acisindan bakinca depedency dunyasinda yasadigimiz su yillarda gercekten bir tabletin kullanilan yazilimlari ne kadar sure “verimli” calistirabilecegini bilemeyiz. Cunku kullanilan bir kutuphane tabletin sarjinin erken bitmesi demek olabilir. Dahasi wifi yayin yapan cihaza uzaklik ya da cihaz ustundeki sinyal yuku hatta ortamdaki wi-fi sayisi bile tabletin sarjinin erken bitmesi demek olabilir. Tum bunlari asilsa bile daha onemli ve ciddi bir sorun ogrenme materyalleridir. Bunlarin bir defa hazirlanmasi her materyal turu icin yetmeyecegi gibi ortak bir veriyi paylasanlarinin uretilmesi de her babayigidin harci degildir. Merkezden dagitilmasi bile bu isi cozmeyebilir. Cunku klasik materyal ya da egitim yolunu ogretmen kendi mahareti ile cesitlendirmekte sorun yasayamayacakken kod yazilmasi bazi programlarin kullanilmasi gereken ortamlarda bunu pekala yapamayabilir.

Sonucta egitimi kolaylastirmayacak ya da verimli hale getirmeyecek noktada tablet kullanmanin anlami bence yok. Ayrica bunun uzun vadeli maliyetleri de oldukca yuksek unutmamak gerekiyor.

Scala programlama dili ustune

Uzunca bir surec icinde ogrenmeye karar verdigim dildir. Scala;

– Eiffel, Erlang, Haskell, Java, Smalltalk gibi dillerden esinlenilmis.
– Dili yapan Martin Odersky zamaninda Java compiler versiyonlarindan birini yazmis ve Haskell ekibinde yer almis, alaninda cok ciddi bir akademik uzman.
– JVM olan her yerde scala calisabiliyor.
– Scala Ruby benzeri bir sozdizimi ile yaziliyor ama Ruby’e gore daha performansli bir dil ve bytecode derlenip calistirilabiliyor.
– Java kutuphanelerini kullanabiliyor.
– Hem object oriented hem de functional programming icin kullanilabiliyor ve bu ikisini bir arada duzgun sekilde sunabildigi icin ovulmus bir dil.
– Apple dili swift scala’dan esinlenip yapilmis ve onun gibi coklu paradigma ile calisilabilen bir dil olmus.
– Twitter zamaninda ruby ile cozemedigi sorunlari scala ile cozmus.
– Play gibi guzel bir web frameworkuna sahip.

Zamaninda JAVA diline kutuk gibi kitabi ve PHP’de iki satirda yaptigim seyi 10 satir class yazmadan yapamadigim icin bulasmamistim. Ruby’e ise web ortaminda kitlesinin pohpohladigi icin merak salmistim. Ruby gercekten PHP’ye gore cok daha iyi bir komune sahip olsa da, bir Scala degil ve Java gucu arkasinda bir takim java isleri yapmasina ragmen yok. Ruby bir adi cikmis Volkswagen gibi dururken, Scala guvenli ve saglam Volvo gibi bir dil sanki. Performans karsilastirmalarinda ise Scala cok daha iyi.

Bunun da disinda hayatta ne kadar vaktimiz var bilemiyoruz tabi ama uzun bir surec icinde programlama ile ilgili teorik arayislara olur da girecek vakti bulursak o zaman Scala akademik boyutta ciddi arasitirmalar yapildigi icin muhim bir avantajda getirmis olacak. Tabi bunun icin once piyasa denilen ve birsey yapmamaniz icin icat edilmis illetten kurtulacak finansmani da saglamak ayri bir ruya olarak duruyor.

Bir takim kaynaklar

Scala ! – http://www.scala-lang.org/
Oncelikle buyrun burdan yakiniz. Scala’nin kendi websitesi.

Play Framework – https://www.playframework.com/
Web framework icin oldukca basarili buldugum Rails ile kapisan bir framework.

Simply Scala – http://www.simplyscala.com
Hizlica scala denemek icin online calisan bir sistem. Dilin soz dizimine dair harika ornekler var.

Scala Macerasi – https://scalamacerasi.wordpress.com/
Eski bir kaynak olarak kalmis ama en azindan turkce bir scala neymis bakmak isteyenler icin.

Mert Kavi – http://www.mertkavi.com/category/programlama
Daha guncel bir turkce blog kaynagi.

Symfony notlari & sorulari

SORULAR

__construct function nasil kullaniliyor ?

Entity ve mysql baglantisi olmadan formbuilder nasil kullaniliyor ?

Form nesnesi olusturup, sekillendirilip nasil sisteme dahil ediliyor ?

E-posta nasil gonderiliyor ? (swiftmailler)

 

NOTLAR

Cache temizlemeye ragmen cache sorunu ( browserda cache klasoru ile ilgili hatalar) duzelmiyorsa; $

HTTPDUSER=`ps aux | grep -E ‘[a]pache|[h]ttpd|[_]www|[w]ww-data|[n]ginx’ | grep -v root | head -1 | cut -d\ -f1` $ sudo setfacl -R -m u:”$HTTPDUSER”:rwX -m u:`whoami`:rwX app/cache app/logs $ sudo setfacl -dR -m u:”$HTTPDUSER”:rwX -m u:`whoami`:rwX app/cache app/logs