2001: A Space Odyssey ve artık sinema sanattı !

Temmuz 18th, 2010

Filmin sonu için yönetmen Kubrick “Eğer sonunu açıklayacak olsaydık bu Leonardo’nun Monalisa’nın altına -bu kadının yüzündeki ifade kocasına söylemediği bir kaçamak var ifadedir- diye resmin altına not düşmesi gibi birşey olurdu.” şeklinde konuştuğu sonu hala açıklanmayan v açıklanamayan filmidir.

Sinemanın zaman kavramını kullanırken seyirci anlayıp güleceği, eğleneceği, mutlu ya da kendini zeki sanacağı espriler bulsunda bizi takdir etsin kaygısından öte onu sıkarak aslında zamanın önünde ne kadar aciz olduğunu anlayana duygularıyla anlatmıştır. Zira filmin ilk bir kaç dakikası siyah bir ekrandan oluşur. Bu beş dakikalık karanlık sessiz ekran işte insanın yaratılış ve sonu hakkında hala bildikleridir. Yani hiçbirşey. Ama bunun verdiği sıkıntı halide bu bilgisizlikten sıkıntı duymasıdır. İnsan evladı ister ki anlayabileceği argümanlarla basitçe tüm hayat ve kuruluşu kendisine açıklansın. Ama pek bu gerçekten mümkün müdür ? Hele ki zaman karşısında beş dakika bekleyince sıkılacak kadar aciz insan için mümkün müdür ?

Kubrick filminde felsefe, bilim kurgu, sanat, zaman ve aslında hatta din öğelerini kullanmış, insanın yarattığı yapay zekanın, bir bilgisayarın karşısında bile aciz kalabileceğini gözler önüne sermiştir. Hatta yine insanın uydurduğu inançlarla başka insanların hayatlarının değiştiğini hatta son bulduğunu görüyoruz. Daha da ötesi bu inançlar için bir insanın diğerini öldürdüğünü.

Filmi izler ve Kubrick’in tüm o soğuk yer yer içinizi sıkan havasına dayanırsanız aslında o sıkıntılı hava da aklınızın hazır yemek gibi hızla tüketemeyeceği, karanlık dehlizler bulur ve hayatla karşılaştırdığınızda hayatın senaryosununda bir şekilde başınıza gelenler ve karanlık onlarca noktadan oluştuğunu görürsünüz.

İzlediniz mi filmi ? Peki bir açıklama mı bekliyorsunuz ? Siyah taş ne mi ? Sizce size siyah taşın ne olduğunu, filmin sonunun ne anlama geldiğini söyleseler, siyah taşın temsil ettikleri ve filmin sonunda olanlar hakkındaki belirsizlik film yokken ve varken hayatınızda hep var olacak, düşündüğünüzde canınızı sıkabilecek ve bir film olmayan karanlıklar noktalardan daha mı önemli olacak ? Ya da bu noktaların tümü yok mu olacak ?

İşte bu soruları sordurduğu, sordurabildiği için artık sinema sanat olmuştur. Hayırlara vesile…

Dogtooth : Yunan yönetmenden bir özgürlük yansısı

Nisan 28th, 2010

Giorgos Lanthimos filmi Efthymis Filippou ile birlikte maharetle kaleme almış ve Giorgios harika yönetmiş. Yunan yönetmen bize bu filmle günümüz özgürlüğünü sorgulamamız gerektiğini sade bir dille anlatıyor. Filmdeki kafama takılan çelişki ise zaman zaman erotikleşen sahnelerin aslında seslenilmek istendiğini düşündüğüm muhafazakar kesim ile çelişmesi.

–spoiler–

Film bir babayla annenin üç çocuğunu dış dünyaya kapalı bir evde çeşitli hurafelerle büyütmesi üzerine kurulu. Hatta öyle ki çocuklara özgürlüğü çağrıştırabilecek, dış dünyayı merak etmelerine neden olacak kelimeleri bile farklı anlamlarda öğretiyorlar. Eve giren su şişelerinin üzerindeki etiketleri bile söküyorlar.

Güvenlik amacıyla baba ancak arabasıyla dışarı çıkabiliyor ve ev sınırları dışında bir yere basmıyor bile.  Çocuklara ise dışarıda kedi denen çok tehlikeli yaratıklar olduğu, bu kedilerin çocuk beyinleri ile beslendiği söyleniyor. Eve kitap, kaset vb. hiçbir medya girmiyor. Yani düşünsel özgürlükleri de hurafeler, çarpıtmalarla çocuklarından alıyorlar. Onları korumak ya da onlara hakim olmak uğruna.

Gökteki uçaklar ise sanki her an bahçeye düşecek oyuncaklar gibi çocuklara anlatılmış. Zaman zaman bahçeye gizlice bir oyuncak atıyorlar ve çocuklar oyuncağı kapışıyor. Bununlada aslında bilgisiz olunca algılarımızla ne kadar rahat oynanabileceği vurgulanıyor. Hem de sonunda bu yükleme algıları kabul edince ödüllendirilmemiz.

Erotik sahneler ise çocukların doğalarına karşı koyamadığı ve dışardan erkek çocuk için gelen fahişenin olduğu sahneler. Kısıtlanan özgürlükler, similasyon dünyalar bile insanın özüne karşı duramadığını gösteriyor.

Kedi yaratıklara karşı ise havlamayı öğretiyor anne baba. Ve havlarlarsa kedilerin gelmeyeceğini söylüyorlar. Anne ve çocuklar babadan havlama dersleri alıyor. Ve filmin sonunda büyük kız kaybolunca heyecan ve korkuyla kapıdan havlıyorlar. Bu şekilde ise tüm cehaletimiz için de aslında ne kadar komik savunma mekanizmları ürettiğimiz ve özgürlüğümüzü elimizden alanlara karşı ne kadar aciz kaldığımız vurgulanmış. Üstüne komik duruma düşüşümüz.

Filmin sonunda büyük kızın neden dişlerini kırıp arabaya bindiğini ve filmin adının nereden geldiğini merak edenler için ekşi sözlük imdada yetişti. Çocuklara köpekdişleri düştüğü zaman evden çıkabilecekleri anlatılmış. Bu yüzden büyük kız dişlerini kırıp öyle biniyor arabaya. Bu da haliyle özgürlük için fedakarlık alt metnini çağrıştırıyor.

–spoiler–

Özetle 8/10 puan verdiğim, vakti zamanı şahane filmdir.

Bir garip film : A serious man

Mart 14th, 2010

Film Coen kardeşler tarafından çekildiği ve diğer filmlerin bir çeşit kolajı olduğu için, sinema da bir akımın yani coen akımının sonuncusu olduğu için önemli bir film. Yine Coen kardeşlerin çektiği Burn after reading filmindeki aniden olan saçma sapan olmasına rağmen  olan şeylere vurgu filmde de var. Diğer Coen filmlerinde de üslup izleri taşıyor.

Filmi izleyip birşey anlamamanız çok muhtemel. Tabi bunun yönetmen ve senaristçe istendik bir sonuç olduğunu düşünüyorsanız filmi anlamadığınız için aslında anladığınızı biliyorsunuz demek oluyor. Bundan daha iyi bir cümle bulmam zor.

Film içinde geçen bir hikayenin cevabı olmadığı gibi yaşadıklarımız hakkında bir cevap olmayabileceğini söylüyor. Bir anlamda planlar yaparak Tanrı’yı güldürdüğümüzden bahsediyor, bir anlamda da aslında doğru soruları sormamız gerektiğini bilmemize rağmen hangi soruları sormamız gerektiğini ancak cevapları alınca anlayabileceğimizi bu yüzden de belki de hayatla ilgili çok fazla soru sormamızı öğütlüyor.

Geçmişle ilgili aslında elinizden birşeyler gelmeyecek olsa da keşke olmasaydı , yapmasaydım dediğiniz şeyler, neden olduğunu merak ettiğiniz şeyler varsa bunlara hala cevaplar arıyor daha ideallerini planlıyorsanız belki de o hayal ettiğiniz kurgular bütün bu olayların yerine gerçekleşse de yine de cevaplar bulamamış olabilirdiniz. Belki bugün olanlara anlam yüklemeye çalıştığınız için bugün olabilecek ve olmasını istediğiniz şeyleri de es geçiyor olabilirsiniz. Bunun dışında dini argümanlarıda her yahudi gibi filme katan kardeşler dininde bugün varolan rolünü sorguluyor. Kabala ya da tevrat ya da diğer herhangi bir kitabın bize bütün cevapları vermeyeceğini, dinin bugün hala varolmasının nedeninin bir anlamda anlam veremediğimiz şeylerin cevabı oluşunu vurguluyor.

Tüm bunların bu cevapsızlığın, bu buhranlı kabullenmişlik halinin sonunda anlattığı hikayeleri sonlandırmadan filmi  çat diye bitirmeleri de bu yüzden. Ve bir şey anlamadıysanız bu sizin suçunuz değil emin olun, yönetmenin ve senaristin yani coen kardeşlerin suçu :)

Filmde geçen bir şarkı. http://www.youtube.com/watch?v=5Jj3wZVc7nw

Araç Muayene İşlemleri

Mart 2nd, 2010

Geçen gün arabamı muayene vakti geldiği için ilk kez özelleştirilmiş araç muayene istasyonuna götürdüm. Yani tüvtürk tesislerine. Kayseri’de iki tane var. Biri İncesu tarafında diğeri Güneşli’de bulunuyor.

Muayene yaptırmak için egzoz emisyon ölçüm raporu ve LPG sızdırmazlık raporu gerekiyor. İncesu tarafına gidiyorsanız pek sorun yok. Çünkü yol üzerinde pek çok araç bayisinden egzoz muayenesi yaptırabilirsiniz. Ama Makine Mühendisleri odası bildiğim kadarı ile tek yerde LPG sızdırmazlık raporu veriyor. Yine bu konuda da çok sorun yok. Çünkü şehir içinde bu raporu alabileceğiniz yer. Yalnız sıra konusuna çözüm getirememişler. Raporun 1 aylık olduğunuda unutmamanız gerekiyor.

Muayene için Güneşli istasyonunun yerine eğer tüvtürk sitesinden bakarsanız, benden söylemesi google harita kelalaka bir yeri göstermekte. Heralde 150 KM falan ötedeki İncesu istasyonuna çok daha yakındır.

Gelelim blog konusu olacak kısma. LPG sızdırmazlık raporunuzu aslında haybeye alıyorsunuz. Zira LPG li araçlar direkt olarak LPG kontrolünden, LPG raporu aldığınız yerdeki aynı şekille kontrol ediliyor. Egzoz emisyon ölçümüde TüvTürk istasyonlarında yapılıyor ama yinede güvenmeyin ve yakın olduğunuz bir yerden alın ki sıranızı kaçırma ya da makine bozuk gibi durumlarla başbaşa kalmayın derim.

İlginç olan başka bir konu ise hafif kusur ve ağır kusur sayılan konular. Örneğin Türk standartlarına ve trafik kanununa göre emniyet kemeri arka koltukta takılması zorunlu değilken, üç kemerde aktif çalışır olmazsa “ağır” kusur sayılıp muayeneden geçirilmiyorsunuz. Ama far ayarlarınızın bozuk olması gibi aydınlatması vasat olan yollarımızda çok çok önemli görülmemiş ve muayeneden geçmenizi sağlayan hafif kusur kapsamına alınmış. Bunu bir derecesi var mı bilemiyorum tabi. Yinede bana mantıksız geldi.

Muayeneden eğer ağır kusur sayılan fren lambası yanmaması ya da arka koltuğunuzdaki emniyet kemerlerinin tokasının kayıyor olması gibi yürürlükte olan trafik kanunları ile çelişebilecek konulardan dolayı geçer not alamazsanız ikinci muayene bu kusurların yazıldığı bir sonuç raporu ile ücretsiz yapılıyor. Sonraki gidişinizde de sadece bu kusurlara bakılıyor. Eğer yine sorun olursa bu kez yeniden ücret yatırmanız isteniyor. Bu ne saçmalık ! Yani yatırdığınız ücreti bir kez daha yatırıp kontrol edilmiş yerlerden yine kontrole giriyorsunuz. Kaybettiğiniz 125 TL civarı para ve zaman sadece fren lambanızın ampülü gevşek ya da emniyet kemerinizin tokası kayıyor diye kaybolmuş olabiliyor.

Mesele şu ki Avrupa standardında muayene yapılmaya çalışılıyor ama ne araçlarımız, ne yollarımız ve ne de biz avrupa standardında falan değilken bazı durumlar saçma sapan bir hal almış oluyor. Muayene sırasında etrafımdaki araçlara baktığımda gördüm ki en genci 5 yaşında araçlardı. Çünkü 40 milyara aldığınız araç için 18 milyarını ÖTV ve KDV olarak vergi ödediğiniz bir ülkedesiniz. Gelir düzeyi zaten düşükken bir de bu şekilde bir muayene standardı ile dalga geçilmesi bence çok komik.

Hani bir söz var, ayranın yok içmeye…

Opera ve Nic.tr

Şubat 24th, 2010


Tarih itibariyle Nic.tr ödeme sayfalarında opera browser kullanarak işlem yapamıyorsunuz. bir uyarı ile opera browser engellenmiş vs. değil. Bildiğiniz tüm form çıkıyor, submit ediliyor fakat 3d secure hiç tepki vermezken, sanal pos ödemesi işleme koyulup ödeme alınamadı diyor.

Opera’nın güvenlik açısından çok önemli bir browser olduğunu düşünür ve bir çok şirket webmaster tarafından kullanılıyor olabileceğini varsayarsak Nic.tr bu işe el atmalı diye düşünüyorum.